Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
nano jel toprak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
nano jel toprak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Nanojel toprağın nemlendirici olarak kulanımı

Nanojel toprak diye şurada satılan, minik minik boncuk şeklinde olup da su ilave edince şişerek misket kadar büyüyen süper emici polimerden bir miktarı (super absorbent polymer) çalışma odamda dolabımın üzerinde tutuyordum. Kışın kaloriferler havanın nemini kuruttuğu için bu boncukların nemlendirme özelliğinden yararlanmış oluyordum. Birkaç ay sonra gördüm ki tuttukları suyu buharlaşma yolu ile vere vere iyice kuruyup küçülmüşler.

Bu boncuklar tekrar tekrar kullanılabildiği için yeniden su ilave ettim ve suyu emmelerini bekledim.

Patates Hasatı [29 Eylül 2010]

Bir hafta on gündür yurtdışındaydım. O yüzden bahçemle fazla ilgilenemedim ama aklımın bir köşesinde de her zaman bahçem vardı. Gelir gelmez küçük bahçemdeki beni bekleyen sebzeleri topladım.


Sanki pazar alışverişi yapmışım gibi topladığım 4 çeşit biber, domates, marul, numunelik tek bir fasulye  ve patatesleri masaya gördüğünüz şekilde koyup fotoğrafını çektim. (Şimdi bu yazıyı yazarken farkettim ki aslında patlıcan da vardı ama onu masaya koymayı unutmuşum.)

En çok da patatesleri merak ediyordum. Toprağın altında olduklarından, ne durumda olduklarını hatta yetişip yetişmediklerini bile bilmiyordum. İnsan görmeyince merak ediyor tabiki. 14 Eylül 2010 tarihinde küçük bir kazı yapmış ve 45 gram :) patates çıkartmış daha sonra da kazı çalışmalarına ara vermiştim. Merakla kazı çalışmalarına kaldığım yerden devam ettim.





Maalesef umduğumu bulamadım bahçenin bu bölümünden. Eee her kazı yapan define bulacak diye bir şey yok elbette. Toprağın içinde elime takılan çürümüş patateslerden anladığım kadarı ile, bazı takipçilerimin yorumlarında da belirttiği gibi galiba fazla derine dikmişim patates yumrularını. Ya da daha yumrular gelişemeden toprak atmışım üsterine.

Sonra sandıktaki patateslerime yöneldim büyük bir heyecanla.


Blogumu  takip edenler hatırlayacaktır. İlhamını şu adresteki yazıdan aldığım bir yöntemle sandıkta patates yetiştirmeyi deniyordum. Sezon başından beri merakla beklediğim an geldi artık dedim ve fazla dayanamayıp bir grup sandığı devirdim.
Devirmeden önce bitkiyi gövdesinden çekince gelen 2 adet patates yumrusu beni ne kadar sevindirdi tarif edemem. Amatör olta balıkçıları ne demek istediğimi çok iyi anlayacaktır. Aynen mantarın şıp şıp oynaması ve sonra da dibe batmasıyla sopayı kaldırırsınız da oltanın ucunda sallanan balığı görünce keyiften uçarsınız ya onun gibi bir şey işte. Anlatılmaz yaşanır....


Ben böyle patatesleri görünce iyice heyecanlandım ve devirdim sandıkları.

Amma ve lakin orta kattan hiç bir şey çıkmadı. Oltayı boşa çektim yani. Toprağı eşeledim eşeledim yok bir şey...


 Son bir umutla en alttaki sandıktaki toprağı da boşalttım.




Toprağı karıştırdım ve nihayet...

Patatesler göründüüüü! Çok fazla bir şey çıkmasa da sevindim elbette. Acaba kaçırdığım var mı diye tüm toprağı eşeledim;

eşeledim, eşeledim...

ama nafile. Hepsi bu kadarmış...

Yukarda gördüğünüz fotoğraftaki patatesler soldan sağa sırasıyla: En alttaki sandıktan çıkanlar, en üsttekinden yani bitkinin yapraklarının hemen altından çıkanlar ve en sağdakiler de bahçe tarafından çıkanlar.
Orta kattaki sandıktan hiç bir şey çıkmadı; en alt kat ile en üst kat arasındaki bağlantıyı sağlayan kalın gövdeden başka...


Benim bu durumdan anladığım; sanırım bitki büyüdükçe yaprakların üstüne toprak ilave etmekte biraz acele etmişim. Yani yapraklar biraz gelişecekti sonra toprak ilave edecektim. Ben ise yapraklar çıktıkça toprağı döktüm üstlerine. Garibanlar da boğulmamak için kafayı dışarı uzattı. Uzattı ama bu sefer de can havliyle patates yumrulamayı unuttu. Galiba bu nedenledir ki en altta, kök yumrunun yanında biraz patates yetişti bir de en üstte yaprakların hemen altında. Yüzeye en yakın olan patatesler daha iri ve daha canlı görünüyor. Suyun alt katlara fazla ulaşamamış olmasının da etkisi olabilir diye düşünüyorum.

Neyse yılmak yok, yola devam! Nihayetinde ben ziraat mühendisi değilim, bu işi çoktandır yapan bu işten ekmek yiyen bir çiftçi de değilim. Kendi halinde, hobi olarak bahçede bir şeyler yapmaya çalışan bir amatörüm. Önemli olan kendim bir şeyler yetiştirebilir miyim diye denemek, bir şeylerle uğraşmak ve bundan keyif alabilmekti. Yoksa amaç sadece patates yemek olsa marketlerde kilosu 1 TL bile değil...

Ben bu yolculukta vardığım yer kadar geçtiğim yollardan da büyük keyif aldım;  daha sonraki seneler için bir şeyler öğrendim. Mesela seneye 3 kat çıkmayacağım 2 kat yeter. Toprak atmakta ve patatesleri sökmekte acele etmeyeceğim.  Haa bu arada unutmadan 2 grup sandığım daha var  henüz devirmediğim. Bunları daha sonra, bitkinin yaprakları solup döküldükten sonra açacağım. O zamanki sonucu da burada paylaşacağım.

Şimdilik esen kalın...

Ceviz fidanlarında su tutucu polimer kullanımı

Bu konuda geçtiğimiz haftalarda "Su tutucu polimerin tarımda kullanımı" başlıklı bir yazı yazmış ve işe yarayıp yaramayacağını zamanla anlayacağız demiştim.


Geçen gün ceviz fidanlarımın yanına gittiğimde şunu gördüm. Köye çok az da olsa bir yağmur yağmış geçmiş. Yüksek sıcaklıktan dolayı toprağa düşen yağmur hemen buharlaşmış; bahçenin diğer yerleri kuru olmasına rağmen sututucu polimer serpiştirdiğim fidanların dipleri hala nemli kalabilmiş. Hatta toz halindeki polimerler suyu emip şişerek jel haline gelmişler bazıları toprağın üstüne dahi taşmış. Polimeri biraz daha derine dökmek daha iyi olacakmış. Yine de suyu tutma ve buharlaşmasını engellene açısından işe yarayacak gibi görünüyor.

Şurada da konuyla ilgili bir video var, izlemek isterseniz: 

Video1
Video2

Esen kalın...

NanoJel toprak kullanarak çimlendirme

NanoJel toprak diye bir şey var. Özellikle de şu binlerce çin malı ıvırzıvırın satıldığı yerlerde görüyorum. Denemek için ben de aldım.  Küçük bir torba içinde renk renk oluyor. Hatta bazılarının yanında koku bile çıkıyor, içine bir iki damla damlatınca güzel bir koku veriyor.


 
İlk fotoğrafta büyüklüğünü ölçekleyebilmek için 1 TL koydum torbanın yanına. Bir torba boncuğu su dolu bir kaba attım. 4-5 saat sonra ise suyu iyice emerek şu hale geldi.

Bir de yeşil renklisi vardı, akşamdan şişeye attım. O da böyleyken ertesi sabah böyle oldu. Şişede durduğu gibi durmadı ve taşarak şişenin ağzından dökülenler dahi oldu.

Doğaya ve sağlığa zararlı hiçbir madde içermediği, temel olarak potasyum tabanlı bir polimer olduğu söylenmektedir. Elbette kimyasal analizini yaptırmış değilim ama ben de buna inanıyorum. Gerçi dekorasyon amaçlı olanlarda kullanılan boyalar belki zararlı olabilir ama neyse dedim ya ben herhangi bir iddiada bulunamam. 

Bu jel boncuklar su ile temas ettiği zaman suyu ve suda çözülen besinleri emerek ederek kendi hacimlerinin yaklaşık 100 katı kadar büyüyebiliyorlar (Bkz: http://www.crystagel.com/   ya da http://nanojel.blogspot.com/)

IKEA’dan aldığım poşet saksıya su doldurup 3-4 torba jel boncuk ilave ettim. Suyun yumuşak olması daha çabuk emilmesini sağlıyor. Bu nedenle meşhur içme suyumuz Kalabak suyundan kullandım. Jel boncukları mikroskobik gözeneklere sahip bir sünger gibi düşünebiliriz. Eğer su sertse yani içerisinde gözle görülemeyecek kadar küçük de olsa çeşitli parçacıklar (partiküller) barındırıyorsa (ki bunların bazısı bitki için faydalı ve gereklidir) suyun emilmesi zor olacaktır. Ertesi gün suyu iyice emdikleri için saksıyı tamamen kapladılar. Öyle ki saksıda su bile kalmadı denilebilir. Saksıya jel toprak ile beraber gelen üzeri yazılı bir fasulye tanesi attım. Bekleyelim ve görelim bakalım ne olacak. Fasulyede de yazdığı gibi “Good Luck”.




Fasulye çimlenmeye başlamış bile. Büyüdüğünü de görürüz inşallah.


Bu jellerden almak isterseniz şuraya göz atabilirsiniz (tıklayınız)  

Sayfamdaki yazılar kaynak gösterilerek ve bu sayfanın adresi verilerek kullanılabilir.

Sayfamda bazı yazılarımda bahsetmiş olduğum yöntemler kendi öğrendiklerimi, denediklerimi paylaşmak amacıyla yazılmıştır. Yapılan denemelerin sonuçları da yine burada paylaşılmaktadır. Tarif edilenlerin yanlış/eksik uygulanması, yazı dizilerinin tamamının okunmaması, vb herhangi bir nedenden dolayı istenmeyen sonuçlar elde edilmesi, beklenen sonucun elde edilememesi ve/veya karşılaşılabilecek herhangi bir zarardan dolayı sorumlu tutulamayacağımı bilgilerinize sunarım.

Kaynak belirterek ya da belirtmeden kullandığım yazılarımdan dolayı herhangi bir rahatsızlık duyan, haksızlığa uğradığını düşünen beni haberdar ettiği zaman ilgili yazıyı yeniden gözden geçireceğimi, şikayetinde haklıysa yazıda gerekli düzeltmeyi ivedilikle yapacağımı taahhüt ederim.
-=(RaideR)=-

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | ReviewSilo - Reviews for e-Shopping