Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
sıraevler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sıraevler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Bahçemden ilk hasatım

Küçük bahçemden bu seneki ilk ürünleri topladım. Biraz sivri biber, biraz acı saksı biberi bir adet de patlıcan.
Kızarmaya başlamış domateslerim de var. Onları da 2-3 güne kadar toplarım. Her gün tadımlık çileğimi zaten alıyordum onu perlit içinde boruda yetiştirdiğimden hesaba katmıyorum. Ya marullar? Tabi ya nasıl da unuttum; daha önce söküp de salataya kattığımız 3-4 kök marul vardı. İlk hasatım bu marullar olmuştu; marulu yiyelim ama hakkını yemeyelim değil mi?

Toplarken gözüme çok görünmüştü ama hepi topu 64 gr sivri 7 gr acı saksı biberi


Tek bir patlıcan 144 gr geldi. (Burun desteği yok...)

Fotoğraflardaki domatesin alt yarısı kararmıştı o yüzden koparttım.


Bunlar bir önceki günden. 60-70 gram da bunlar gelir herhalde.



Esen kalın...

.

Küçük bahçemde minik bir gezintiye var mısınız?

(NOT:Bu yazıyı Facebook’tan okuyorsanız yukarıdaki linke tıklayarak yazının tamamına ve fotoğraflarına ulaşabilirsiniz.) 

Tekrar merhabalar,  geçtiğimiz günlerdeki acı-tatlı telaşlarımız nedeniyle bahçemle ilgili yazılara biraz ara vermiştim.  Tabi küçük bahçemi ihmal etmedim ama o zamandan beri de bloguma yazamamıştım; peki şimdi var mısınız küçük bahçemde minik bir gezintiye… 
Evimin önündeki küçük bahçem

Önce bütünü bir görmek lazım, ben de merak ediyorum aslında ne nerede diye. Bu fotoğrafı işaretlerken belli oldu, biraz fazla abartmışım… 



  1. Bahçemin, evimin, hayatımın en güzel iki meyvesinden büyük olanı: Oğul Monk. (Bu seneki meyvemizin, 1 haftalık tatlı kızımın fotoğrafları daha sonra inşallah)
  2. Çit bitkisi ligustrumlar, geçen sene ramazan ayında dikmiştik.
  3. Domates grubu. Okun işaret ettiği yerdekiler pembeler.
  4. Domateslerin arkasında, duvar kenarında patatesler.
  5. Hanım duvara asmış: sarımsaklar. Marketten satın alma, o da araya kaynamış.
  6. Küpe çiçeği.
  7. Ayçiçeği; kendi kendine çıktı, sökmeye kıyamadım. Şimdi kocaman oldu.
  8. Sarmaşık gül. Fakat sarılacak bir yeri yok henüz.
  9. İkinci grup domateslerim. Cinsini bilmiyorum, karşı komşum fide olarak vermişti.
  10. Sandıktaki patatesler.
  11. Borudaki çilekler. Perlit içerisinde yetişiyorlar. Her gün 2-3 tane çileğimiz çıkıyor tadımlık.
  12. Aşı güller. 7 kök almıştım her renkten ver demiştim satıcıya. Hepsi kırmızı çıktı.
  13. Evin önünde sağlı sollu menekşeler. Bir ara coşmuşlardı, bu aralar sıcaklardan mıdır nedir biraz solgunlar.
  14. Ne olduğunu bilmiyorum ama renk renk çiçekler. Tohumlarını köyden dayım vermişti. Bahar başında serpmiştim toprağa. Ne güzel de büyüdüler.
  15. Boş yer bulunca fidesini dikmiştim; bir adet salatalık. Tohumdan kendim fide yapmıştım.
  16. Akşam sefaları
  17. Domateslerin arkasındakiler; ayrıntıları bir sonraki fotoğrafta.
17 numaralı okun gösterdiği yer
Domateslerin arkasında kalan kısımda da birçok fidem var.  Pembelerin arkasında kalan cherry domatesler var mesela. Diğerleri de şöyle:
  • Patlıcan
  • Biber
    • Kırmızı yağlık biber
    • Kıl biber
    • Acı süs biberi
  • Brüksel lahanası
  • Cherry turplar vardı ama pek iyi olmadı. Ancak 2-3 tanesi turp yaptı, çok sık dikmişim herhalde. Şu anda hiç yok, hepsini söktüm.
  • Arada bir yerlerde nane var
  • Kendi kendine çıkan semizotları da fena değil.
Her akşam işten gidince bunları sulamak, dibindeki yabancı otları sökmek büyük keyif.  Hele hele dalından koparıp da taze taze yeme tadının  tarifi yok. Bu işten keyif alınmasa zaten ne gereği var ki uğraşmanın. Biberin, domatesin kilosu en fazla 1.5 - 2 TL. Ara not: kendim uğraşınca iyice anladım ki çiftçinin hakkı ödenmez. Pazarda 1.5 tl olan domatesi tarladan 15-30 kuruşa alıyorlar. 1 tabak biber topladım 64 gr geldi. 1 kg için kaç tane gerekir siz hesap edin artık. O kadar gübrele, çapala, sula; hadi boş ver bunları sadece toplamak için bile o kadar eğil doğrul… İnanın çiftçilerimize yazık ediyorlar… 

Neyse dediğim gibi, güzel olan kendin yetiştirebilmek, salata yapacağın zaman hemen kapının önündeki bahçenden dalından koparıp da taze taze yiyebilmek. Bize ütopik görünse de zaten anne-babalarımızın yaptığı şeyler değil mi bunlar? Hadi ben biraz olsun gördüm de bizim evlatlarımız domatesi, biberi, yumurtayı, tavuğu sadece marketten biliyorlar. Belki de hiç bilmeyecek hangisi ağaçta hangisi yerde hangisi kümeste yetişiyor. Domatesi taneyle alıp kredi kartıyla ödeyen bu nesil köylerde “gir bahçeye istediğini istediği kadar topla” deyip de 5 kuruş para istemeyenleri görünce zaten şok olmuyorlar mı? Bu güzellikler de kaybolmaz inşallah; tamamen doğal, tamamen organik sebze meyvelerimizin, endemik tohumlarımızın yerine Hollanda’dan; “one minute” çektiğimiz İsrail’den aldığımız tohumları kullandığımız gibi…

Her neyse, biz bahçemize dönelim yeniden. Fotoğrafları incelerken fark ettim de yukarıda listelememişim ama şunlar da var o kalabalıkta:
  • 1 tane Ginko biloba fidanı
  • Yaban mersinine benzeyen meyveleri olan bir çalı bitkisi
  • Aralarda kadife çiçekleri
  • Yeni ektiğim marul tohumlarının olduğu saksılar
  • Sağ ve sol tarafta birer tane erguvan 
Güllerim, arım, balım peteğim, aslan oğlum: Oğul Monk

Çiçekler (Nedir bunlar?)
Sandıktaki patatesler

Borudaki çilekler
Akşam sefaları

Yerdeki patatesler ve saksıdaki brüksel lahanaları
Salkım domatesler

Biberler ve patlıcan
Bu nedir bilen var mı? Yaban mersini olabilir mi?

Bu kadarcık yerde bu kadar bitki. Doymamış gözüm, kıştan beri hazırlık yaptığım için bahar gelince dayanamayıp bahçenin her santimetrekaresine bir şeyler dikmişim. Seneye bu kadar abartmayacağım. Daha düzenli daha biçimli bir bahçe planlıyorum. Hele bu seneki mahsulü bir kaldıralım da…

Esen kalın.
.

Domateslerim artık askıda

(NOT:Bu yazıyı Facebook’tan okuyorsanız yukarıdaki linke tıklayarak yazının tamamına ve fotoğraflarına ulaşabilirsiniz.) 

Toprağa aktardığımda boyu bir karış bile olmayan domates fideleri şimdi destek çubuklarını bile yerinden sökerek büyüdü gitti.

İlk diktiğim destek çubukları yetersiz kalınca hurdacıdan aldığım 4 adet demir boruyu derince çaktıktan sonra aralarına sağlam çamaşır ipi de bağlayarak sabitledim. Domates bitkilerini de sağlam iplerle, zedelemeden bu kalın ipe bağlayarak "askıya aldım". Böylelikle yerlerde sürünen dallar biraz kendine geldi.




Ön sıradakiler, ligustrumların hemen arkasındakiler benim pembelerim. Arkalarda da çeri (cherry) domatesler var. Aralarında bir iki değişik tür daha vardı, ithal tohumlardan çıkartmıştım ama hangisi nedir bilemiyorum. Onları meyveleri alınca anlayacağız.

Domateslerin yanında görülen ayçiçeği de kendi kendine çıktı. Galiba çöpe attığımız çekirdek kabuklarının arasında bizim oğlanın çitleyemediklerinden çıktı. Bir kaç tane daha vardı ama onlar domateslerin arasında gelişemedi, ben de söktüm attım.
Bir de ilk zaman fideler küçük olduğu için iyi hesaplayamamışım; meğerse çok sık dikmişim. Şimdi bitkiler büyüyünce birbirlerini ezmeye, gölgelemeye başladılar. Bu nedenle çok sık olanlardan 4-5 tanesini, dalındaki domatesleri ile birlikte kökünden söküp çıkardım. Neyseki komşumun yeri varmış; onlar aldılar, toprağa kavuşturdular yeniden. Fakat, her ne kadar köklerini fazla zedelemeden sökmüş olsam da yeniden dikildiğinde tutup tutmayacağını bilemiyorum; inşallah tutar. Bir tanesini de ben denemek için büyükçe bir saksıya aldım. 2-3 gün geçti sanki tutmuş gibi duruyor.

Bitkinin daha fazla güneş ve hava alması, meyvelerine daha fazla güç verebilmesi için koltuk budaması da yaptım. Bu işlem şurada çok güzel anlatılmış: http://www.bizimbahce.net/forum/saksida-domates-yetistiriciligi/domates-budamasi/

domatesler kendilerini göstermeye başladılar


Esen kalın...
.

Küçük bahçem...

.
Sıraevler’deki yeni evimizin önünde küçücük bir bahçemiz var. Bir tarafını  çiçeklik olarak bıraktık diğer tarafta ise bir şeyler yetiştirelim diye uğraşıyoruz. Aslında önceki evimde de bahçe vardı ama nedense hiç ilgimi çekmemişti bir şeyler yetiştirmek, toprakla uğraşmak. Gerçi annem bir şeyler yapıyordu ama ben sofradaki haliyle ilgileniyordum sadece.

Evimizin önündeki iki küçük bahçe

Mayıslardaki bahçede ise toplamda 40 kadar ceviz ve zeytin fidanlarım var. Annem geçen sene fidanların arasına biraz domates, biber, kavun, karpuz ekmiş. Ne sulamasıyla ne de çapasıyla fazla ilgilenemedik; 3-4 haftada bir gidip su verdik ama buna rağmen geçen sene epey mahsul aldık kendi çapımızda.  Bir bu nedenle bir de bir arkadaşımın iş yerinde saksıda perlit içinde domates yetiştirmesi ile “neden olmasın?” diyerek ben de giriştim bu işlere.

İlk önce bol bol okudum ilgili siteleri. Kimisi kişisel sayfalar kimisi forumlar olmak üzere gerçekten de güzel ve faydalı bilgilerin paylaşıldığı çok güzel siteler var. Bazılarının linklerini bu blogda da bulabilirsiniz. Bu siteleri, forumda yazılanları okudum; çok şey öğrendim buralardan. Şimdi de uygulamasını yapmaya çalışıyorum. İnsanın doğasında var demek ki bahçeyle, toprakla uğraşmak. Her akşam eve gidince bahçeyi sulamak, yabani otları ayıklamak; bitkilerin gözümün önünde gün be gün büyüdüğünü görmek sonunda da kendi yetiştirdiğin bir şeyin tadına bakmak inanılmaz keyifliymiş…

Ekim-Kasım gibi bahçedeki toprağı iyice altüst etmiş, ayrık otlarını, yabani bitkileri temizlemiş, toprağa karışmış olan inşaat artıklarını, çöpleri, iri taşları ayıklamıştım.  Biraz da yanmış koyun gübresi döküp iyice karıştırmıştım. Üzerinden kış geçince toprak iyice dinlendi, tazelendi.

Kıştan itibaren evimdeki mini serada domates, biber tohumlarını çimlendirme başladım. Havalar ve toprak ısınmaya başlar başlamaz fideleri bahçeye aktardım.  İtiraf edeyim aşırı ilgi nedeniyle ya suyu ya da gübreyi fazla vermekten biraz da oğulmonk’un “-Anne bak sana çiçek topladım” diye ikide bir fideleri koparmasından dolayı fidelerimin çok azı hayatta kaldı;  çok azını bahçeye aktarabildim. 

Yapay ışık altındaki seram

Viyole yaptığım şaşırtma işlemi

Neyse ki yardımımıza Mayıslar’daki akrabalarımız yetişti.  Köyden getirdiğim pembe domates (çaltı), cherry domatesleri, birkaç değişik tip biberleri, evde büyüttüklerimden sağ kalmayı başarabilen ithal cins biberleri bahçeme diktim. Şansızlık olacak ya ertesi gün hava birden bire soğudu. Fideler bayıldı gitti. Neyse on gün kadar sonra domatesler kendine geldi fakat biberlerin çoğunu kaybettik. Onların yerine de pazardan tanesi 25 kuruştan fide alıp diktim.

Mayıslar'da bir sera içinde binlerce fide

Nadasa bırakmış olduğum bahçe

Fideleri dikmek ve sulama için karıkları açtık

Fideleri diktik

Can suyunu verdik
Şimdi –ilgiyi abartmadan- suluyoruz akşamları oğlumuzla. Fena gitmiyorlar, inşallah dalında meyvelerini de göreceğiz.

OğulMonk bahçeyi suluyor.

Dalından koparıp beraberce yemek dileğiyle, esen kalın...


.

Sayfamdaki yazılar kaynak gösterilerek ve bu sayfanın adresi verilerek kullanılabilir.

Sayfamda bazı yazılarımda bahsetmiş olduğum yöntemler kendi öğrendiklerimi, denediklerimi paylaşmak amacıyla yazılmıştır. Yapılan denemelerin sonuçları da yine burada paylaşılmaktadır. Tarif edilenlerin yanlış/eksik uygulanması, yazı dizilerinin tamamının okunmaması, vb herhangi bir nedenden dolayı istenmeyen sonuçlar elde edilmesi, beklenen sonucun elde edilememesi ve/veya karşılaşılabilecek herhangi bir zarardan dolayı sorumlu tutulamayacağımı bilgilerinize sunarım.

Kaynak belirterek ya da belirtmeden kullandığım yazılarımdan dolayı herhangi bir rahatsızlık duyan, haksızlığa uğradığını düşünen beni haberdar ettiği zaman ilgili yazıyı yeniden gözden geçireceğimi, şikayetinde haklıysa yazıda gerekli düzeltmeyi ivedilikle yapacağımı taahhüt ederim.
-=(RaideR)=-

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | ReviewSilo - Reviews for e-Shopping