Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
organik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
organik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Gül Fidanında Kaolin Kili Uygulaması

Güllerde Kaolin Kili Uygulaması
Bir çuval (25 Kg) kolin kili 
Kaolin, kağıda ve aspirin gibi tabletlere beyazlık vermekte kullanılan, ışığı yansıtıcı özelliğe sahip bir kil türüdür. Granit kayaçların ezilerek ufalanması ile elde edilir. Türkiye'de "arı kil" de denir. Çin porselenlerinin yapımında kullanılan bu kil türü, son yıllarda kimyasal mücadeleden kaçınan zirai üreticilerinin de ilgi alanına girmiştir. Tarımda kullanılan kaolin kaplama kili tamamen doğal bir kil olan kaolin mineralinin yaklaşık 1000 °C de yakılarak toz haline getirilmesi ile elde edilir.

Fotoğraf şu adresteki makaleden alınmıştır:
http://www.aua.gr/roussos/Roussos/Papers%20PDF/Surround%20Paper%20Biol%20Conf%20vF.pdf  

Belirli oranlarda kaolin kili ile karıştırılmış suyun püskürtülmesi ile yapılan tarımsal kaplama işlemi; bitkilerde güneş yanığını önler, fotosentezi arttırır, sıcaklık ve susuzluk streslerini azaltır. Dolayısı ile bitkinin daha iyi beslenerek daha sağlıklı büyümesine yardımcı olur. Bitki yaprak ve gövdesinin daha canlı ve güçlü olmasını sağlar.

Ayrıca, kaolin kaplaması bitki zararlıları ile bitki arasında bir engel oluşturur. Çok küçük boyutlu parçaçıklardan oluşan kaolin kili ince bir zar gibi bitki ve meyvelerin üzerini kaplayarak zararlıların hareketini, yumurta bırakmasını, beslenmesini hatta nefes almasını engeller. Var olan zararlıların da üzerini kaplaması nedeniyle, zararlıları tahriş eder, hareket kabiliyetini engeller. Dolayısı ile zararlıları kimyasallar gibi doğrudan öldürmemesine karşın yumurtlama ve larva oluşumunu engellediği için popülasyonlarının azalmasına sebep olur. Bitkiyi bir nevi kamufle ettiği için de zararlının bitkiye yerleşmesini engellediği gibi, zararlının bitkiyi terketmesine neden olur. Tamamen doğal olan kaolin kili tarımda bitki zararlılarını engellemek için kimyasal çözümlere alternatif etkin ve ekonomik çözümlerden biridir.


Bahçedeki gülleri feci bir şekilde istila eden yaprak bitlerine karşı kaolin kili uygulamayı denedim. Aşağıdaki fotoğrafta gördüğünüz gibi tomurcuklar dahil tüm bitkiye önerilen ölçülerde kaolin kili karıştırarak hazırladığım suyu bir fısfıs yardımıyla püskürttüm.

Yaprak bitlerince istila edilmiş gül tomurcuğu
Üzerine kaolin kili püskürtülmüş tomurcuk
İki gün sonra tomurcuk üzerindeki zararlılar azalmaya başlamış
Birkaç gün sonra zararlıların neredeyse tamamı kaybolmuş

Fotoğraflardan da anlaşılacağı üzere bitkileri saran zararlılara karşı kaolin kili kaplaması uygulanabilir. Fakat gül gibi görsellik için yetiştirilen çiçekli bitkilerde kaolin kaplamasının bitkiyi çirkinleştirdiğini de göz ardı etmemek gerekir. Kaolin kili nedeniyle üzeri tozlanmış, alçıya bulanmış gibi duran bir çiçek işin doğrusu pek de güzel durmuyor. Bahçe de sanki tadilat geçirmiş gibi oluyor. O nedenledir ki daha çok zeytin, ceviz ya da sebze-meyve yetiştirenler kullanıyor bu kaolin kaplama yöntemini. (Bir sonraki yazım da Mayıslar'daki zeytin ve cevizlerime uyguladığım kaolin kili kaplaması ile ilgili olacak)

Ayrıca bu işlem yapılırken yağmursuz bir gün tercih edilmeli. Hatta meteorolojik tahminlerden yararlanılarak en az 2-3 gün sonrasında da yağmurun yağmayacağı bir günde yapılmalı. Çünkü kaolin kili suyla kolaylıkla yıkanan, bitkinin üzerinden suyla akıp gidebilen bir madde.


Kaynaklar:
http://www.kaokil.com/index.html
http://www.nuveforum.net/1008-mineraloji/67178-kaolin-cin-camuru-cin-kili-beyaz-renkli-toprak/
http://www.karasaban.net/kaolin-kili-zeytincilerin-umudu-oldu/
http://www.batem.gov.tr/yayinlar/bilimsel_makaleler/meyvecilik/kezban/kezban3.pdf
http://www.aua.gr/roussos/Roussos/Papers%20PDF/Surround%20Paper%20Biol%20Conf%20vF.pdf



.

Tohumlu Kalem - BioKalem

[Yayınlanma tarihi : 2 Mayıs 2012
 Güncelleme : 10 Mayıs 2012]

Geçtiğimiz günlerin birinde, bir etkinlik kapsamında Bursa'ya gitmiştim. Orada katılımcılara verilen çantanın içinde broşürlerin yanı sıra bir de "Bursa Geceleri Yaz Güneşi" diye bir kolonya çıktı ki kokusu nefis, bir kaç damlası bile insanı müthiş ferahlatıyor...

Her neyse, ben burada kolonyadan değil çantadan çıkan diğer güzel şeyden bahsedecektim. Promosyonların arasından bir de kalem çıktı, yeşilci, çevreci, doğa dostu bir kalem. Çalışmakta olduğum firma da fuarlarda benzerinden dağıtıyor. Hani yapımında ve üretiminde çevreye hiç bir zararlı madde içermeyen malzemeler kullanılan; geri dönüşümden kazanılmış kağıtlardan yapılan kalemlerden, adı da BioKalem. Sitesinde yer alan bilgiye göre bu kalemler mısır nişastası atığından elde edilmiş. Doğada çözünen bioplastik hammaddesi, geri dönüştürülmüş kağıdı ve toksik madde içermeyen mürekkebi ile tamamen Türkiye'de üretilmiş.


Kalemin en hoşuma giden tarafı ise kalemin kapağındaki gizli bir bölmeye tohum konulabiliyor olması. Bendeki kalemin tohum haznesinden 5-6 adet karaçam tohumu çıktı. İsteğe bağlı olarak başka tohumlar da konulabilir elbette, pembe domates tohumları gibi mesela...


Bence bir hediye olarak güzel bir düşünce. Kalemi taşıyanlar isterse hepsini birden bir yere ekebilecekleri gibi, gittikleri yerlere de götürerek çevrenin ağaçlandırılmasına katkıda bulunabilir.

Promosyonun sahibi BursaGaz'ı bu doğa dostu düşüncesinden dolayı ediyorum. Boşuna demiyorlar demek ki "Yeşil Bursa" diye...


Kalemin paketinin arkasında tohum ekme talimatı da var. 

Bu tür güzelliklerden bahsetmişken, Eskişehir'de İnsancıl Sahaf'tan kitap aldığımda yanında verilen tohum paketinden bahsetmezsek olmaz. Bu hassasiyeti için İnsancıl Sahaf'ı da kutlarım.



Esen kalın.

Anti Kanserojen olarak Buğday Çimi ve Şırası



Malum, çağımızın en büyük illetlerinden birisi kanser hastalığı. Kanserin eski çağlarda da görüldüğü arkeolojik buluntularda yapılan araştırmalarla kanıtlandı. Son yıllarda kanser vakaları müthiş bir patlama gösterdi. Bir çok uzman bunu kimyasal ürünlerin yoğun kullanılmasına özellikle de gıdalarımızda katkı maddelerinin bilinçsizce kullanılmasına bağlıyor. Daha fazla kar elde edebilmek için doğallıktan uzak yöntemlerle yetiştirilen sebze, meyveler, GDO'lu besinler ve bunlarla beslenenen hayvanlar... Hatta bu aralar tvlerde bol bol reklamını gördüğümüz fabrika yapımı, arıların üretmediği ballar bu illetin başlıca sebeplerinden olsa gerek.

Gıdadaki bu tehlikeyi farkeden insanlar eski usüllere dönme çabasında adına da organik tarım deniyor, aslında bildiğimiz annelerimizin, dedelerimizin kullandığı yöntemler...

Face'den gelen bir yazıyı burada da paylaşmak istiyorum. Bu yazıda yine eski ama en doğal yöntemlerle çok da basit ve ucuz bir şekilde sağlıklı kalabilmenin ve hatta kansere karşı bir direnç geliştirebilmenin bir yolu anlatılıyor.
Aynen paylaşıyorum;


KANSERİN ÖLÜMÜ

Buğday çimi ekiniz ve yiyiniz, buğday şırası yapınız ve içiniz.
Kanseri engelleyen besinlerin başında atalarımızın Orta Asya'da içtikleri Buğday şırası geliyor.
Klasik tedavi yöntemlerini reddeden tüm doktorların ortak iddiası, buğday çimi yenilmesi ve buğday şırası içilmesi Pakistan'daki Hunzakut Prensliği'nde kanserden ölüm yok. Ayrıca Hunzakutlular, acı badem ve kayısı çekirdeğini yiyorlar ve kansere yakalanmıyorlar. Türkiye'de acı badem ve kayısı tüketilen bölgelerde kanser vakalarının azlığı dikkat çekiyor.
Ödemiş'le Salihli arasında, binbir efsaneye konu olmuş Bozdağ'ın eteklerinde cennet gölcük kıyısında kanseri yenen, bu zaferi kazandıktan sonra mücadelesi herkese örnek olsun diyerek bir de kitap yazan Doktor İlhami Güneral ile sohbetimiz sürüyor.
Önemli olan bağışıklık sisteminin güçlendirilmesidir.
Bağışıklık sistemini güçlendirmek çok da zor bir şey değildir.
Buğday müthiş bir kanser ilacıdır.
Buğday şırası kanseri önler ve bu önemli bir bitkisel tedavi aracıdır.
Buğday çimi, bol klorofil maddesi dışında 100 kadar vitamin, mineral ve besin maddesi içerir.
Taze olarak kullanılan buğday çiminde, aynı ağırlıktaki portakaldan 60 kez daha fazla C vitamini ve aynı ağırlıktaki ıspanaktan 8 kat fazla demir bulunmaktadır.
Buğdayın bir başka özelliği ise kandaki toksinleri nötralize eden maddeler içermesidir.
Sıvı oksijenle dopdolu olan buğday çimi doğanın en güçlü anti kanseri olan 'laetril' içermektedir.
Izgara etler ve füme besinlerin kanserojen maddeler taşıdığı kanıtlanmıştır. (Japon Bilim Adamı Nagivara)
Japon Bilim Adamı Nagivara, taze buğday çiminde bu maddeyi etkisiz hale getiren enzimler ve amino asitler bulmuştur.
* Buğday çimini evde üretebilir miyiz?
* Evde de üretilebilir, küçük bir saksıda bile üretilebilir ve olduğu gibi yenebilir, evde üretemeyenlere tavsiyemiz ise buğday şırası üretmeleri....
* Buğday şırasını herkes üretebilir mi?
* Evet herkes üretebilir. İsterseniz tarif edeyim. Bir bardak aşurelik buğday, önce tertemiz yıkanarak bir litrelik cam kavanoza konur. Üzerine 3 bardak su klorlu olmamak şartıyla ilave edilir. Kavanozun ağzı bir tülbentle kapatılarak serin bir yerde 24 saat bekletilir. Bu ilk su kullanılmaz, dökülür. Kavanoza yeniden 3 bardak su ilave edilir. 24 saat bekletildikten sonra oluşan yarı gazozlu su içilmek üzere bir kaba aktarılır. Böylece bir bardak aşurelik buğdaydan kış aylarında günde 5 kez, yazın ise günde 3 kez şıra alınır. Buğday şırasının lezzeti bazılarına itici gelebilir.  O takdirde her şıra bardağına bir C vitamini tableti eklenirse, nefis bir içecek ortaya çıkar.
* Az önce sözünü ettiğimiz 'laetril' buğday çiminden başka nelerde bulunur? Çünkü anlaşılıyor ki, 'laetril' kanserin tedavisinde en etkin maddelerden biri...
* Elmanın çekirdeğini de yiyin! Evet, Türkiye'de en kolay laetril'e ulaşabileceğimiz yer acı badem ve kayısı çekirdeğidir.  Ayrıca laetril elma çekirdeğinde de vardır. Elmanın çekirdeği yenilirse çok da iyi olur. Amerika'daki ilaç sanayinin maşaları bu 'laetril' adlı ilacı yasaklatmayı başarmışlardır ama Meksika'da satılan 'laetril' bu ülkeden alınıp kaçak olarak ABD'ye sokulmaktadır. Laetril, vitamin ve minerallerle verildiğinde çok daha iyi sonuçlar alınmaktadır. 'Kanserin Ölümü' adlı kitabında Manner, laetril ile yüzde 90 başarı kazandığını söylemişti.
* Acı badem ve kayısı çekirdeği de laetril içeriyor öyle mi?
* Evet öyle. Türkiye'de acı badem ve kayısı çekirdeğinin sıkça tüketildiği yerlerde resmi bir istatistik yok ama kanser vakalarının az olduğuna inanılıyor. Resmi istatistik yapılan bir ülke var. Pakistan'a komşu küçük bir prenslik olan Hunzakut'ta şimdiye kadar hiç kanser olayına rastlanmadı. Hanzakut'un özelliği temel besinleri kayısı ve kayısı çekirdeği.
* Dünyada bugün kullanılmakta olan kemoterapi ve radyoterapi bağışıklık sistemini bozduğunu iddia ediyorsunuz alternatif tedavilerin bir sıralamasını yapsak en öne hangisini koyarsınız?
* Önceliği bağışıklık sistemini güçlendiren tedavilere veririm, daha sonra biyolojik tedaviler ve bitkisel tedaviler gelir. Bağışıklık sistemi konusunda Alman doktor Issel'in tüm beden tedavisi bugün bu ülkedeki 60/70 klinikte başarı ile uygulanmaktadır.
Başarılı bir yöntem: Tüm beden tedavisi
* Tüm beden tedavisi nedir?
* Joseph Issel de bizim gibi kanseri lokal bir hastalık olarak değil, tüm vücudu ilgilendiren sistemik bir hastalık olarak ele alıyordu.  Ona göre vücutta sürekli olarak kanser hücreleri ürüyor fakat sağlıklı bir bağışıklık sistemi bu hücreleri hemen tahrip ediyordu. Issel'in bir diğer tedavi yöntemide, ayda bir olmak üzere, özel olarak muamele görmüş bir kolibasil aşısı olan Pyrifer ile ateş şoku tedavisi idi. Bu yöntemle hastadan bir miktar kan alınıyor, bunu ozon oksijen birleşim ile karıştırarak yeniden hastanın damarından enjekte ediyordu. Binlerce kanser hastası bu yöntemle iyileşmişti.Eski Sovyetler'de, şimdiki Rusya'da bu yöntem halen kullanılıyor.

Dr. Serap KIRMIZI
Uludag University
Faculty of Science and Arts Department of Biology



Konuyla ilgili diğer yorumlardan bazıları


Çocukluğumun yılları hatırladığım bildiğim kadarıyla 1952 yılları ve evveline rastlar. O yıllarda Annem bugday tanelerini, lokum kutularına ya da sahan denen tepsilere pamuk içine eker çıkan yem yeşil ekini, 10 ya da 15 cm ken keser onu ezer unla karışımına şekerde katar pişirirdi. Adına UHUT denirdi. Tüm hastalıklara ilaçtır diye bizlere yedirilirdi. Yıl 2011 bu gün aynı buğday filizleri kansere ilaç olarak gündemde. Bilime inanan biri olarak doğruluyorum. Deva olsun diyorum.
V.KARACA

Arkadaşlar. Yeniköy Mimarlar Sitesinde komşum ve meslekdaşıma 30 yıl evvel doktorlar 6 ay ömrü kaldığını söylediler. Ailesini bu sonuca alıştırdı; evin tüm ihtiyaçlarını gördü, temin etti; kendini ölüme hazırladı.
Buğday çimlenmesinin hastalığa iyi geldiğini bir yerde okumuş. Evin bir odasına toprak döşedi; orada buğday yetiştirdi; buğday çimini mikserde öğüterek her gün ve devamlı içti. 30 yıldır yaşıyor. Artık çime de gereksinimi kalmadı. Sağlıklı günler dileğiyle...
Yılmaz Ergüvenç


Şuralarda da buğday çimi ve faydaları hakkında güzel yazılar var:

http://cimsuyu.deposu.com/bugday_ciminin_faydalari.htm
http://www.anadolutayfasi.net/alternatif-saglik/55654-bugday-cimi-suyu-faydalari-kansere-karsi-bugday-cimi-suyu.html


Herkese sağlıklı günler, hastalara da Allah'tan acil şifalar dilerim.


Bir Pembe Domates Tohumu Paylaşımı Hikayesi



Bahar gelip de havalar ve toprak ısınmaya başladığında, benim gibi bahçecilik takıntısı olanların da içinde bir kıpırtı başlar. Aslında o kıpırtı sürekli vardır bizim gibilerinde; bahar gelince artık içine sığmamaya başlar. Doğanın canlandığı gibi insanın da içinde bir şeyler uyanma eğilimindedir. (Mart-kedi-dam üçlemesi konumuz dışındadır, lütfen!)

Bu zamanlarda bizim Pembe Domates Ağı'mızda da bir hareketlilik başlar. Tecrübeliler geçilen sezondaki tecrübelerini paylaşırlarken, diğer bir deyişle tabirimi hoş görün "havasını atıp keyfini sürerlerken" aramıza yeni katılanlar da tohum talebinde bulunurlar...

Geçtiğimiz 2011 yılında, kendi çapımda elimdeki pembe domates tohumlarını paylaşıma açmıştım. Bu tür şeyleri paylaşmak isteyince facebook'daki kadar kolay olmuyor maalesef. Öncelikle tohum zarflarını hazırladık. İçlerine elimdeki tohum stoğu dahilinde 6-7şer adet pembe domates tohumu koyduk, hediyesi olarak da başka bir zarfa bir kaç tane biber tohumu...

Sonra oğlum OğulMonk'la birlikte zarfları kapattık birer birer.

İşyerindeki arkadaşlarımdan da kargo paketi yapma konusunda destek aldım, eksik olmasınlar. Sonra da talep sahiplerine kargoladık tohumları.

Gel zaman git zaman, biz kendi KüçükBahçem'izde kendi domateslerimizle meşgulken, gönderdiğimiz tohumlar da bir yerlerde yetiştirilmişler. Bakınız fotoğraflarını bizimle paylaşan PDA üyelerinin gönderdiklerinden bazıları aşağıda. İnşallah diğer tohumlar da tutmuştur ve domates vermişlerdir.

Şu gelen e-posta ne kadar da güzel, her şeye değer; eksik olmasınlar. İnsan bu vesile ile paylaşmanın tadını alıyor. Bazı şeyler gerçekten de paylaşıldıkça kıymetleniyor.


Umarım bu sene de pembe domateslerimizden elde ettiğimiz tohumlar eş-dostla, hatta uzaktaki meraklıları ile paylaşılır. Pembe Domates Ağı'nı kurmak suretiyle yüzlerce kişiyi buluşturan, güzel paylaşımlara ve GDO'suz pembe domatesin yaygınlaşmasına vesile olanlara da selam ve hürmetlerimle...



.

veee huzurlarınızda KüçükBahçem'in pembe güzelleri

Bu sene biraz gecikti benim pembe güzellerim. Pek bir nazlandılar pembe yanaklarını göstermek için...

Zaten köyümden pembe domates (sakarı domatesi) fidesi diye getirip diktiğim fidelerin çoğu "küçük" bir karışıklık sonucu salkım çeri çıkmıştı. Allah'tan kendim çimlendirdiğim bir kaç tane pembem vardı da onlar durumu kurtardı. Dediğim gibi bu sene pembe domatesim az olduğu için olanlar da daha bir kıymetli oldu. Gözüne bakıp duruyorum domateslerin, büyüsünler sonra da pembeleşsinler diye. Havaların geç ısınmasından dolayı toprağa geç aktardığım pembeler Eylül ayının ortasına gelmemize rağmen daha yeni yeni kızardılar, daha doğrusu pembeleştiler.

KüçükBahçem'deki ilk pembeleşen pembe domatesimi görüyorsunuz aşağıda. Büyüklüğünü gösterebilmek için ölçek olarak 50TL'yi kullandım. Bu tür işlerde genellikle 1 TL kullanılır ama bende para af edersiniz "çok" olduğu için cebimdeki en küçük para ile ölçekledim. Hem demedik mi bu pembeler pek bir kıymetli diye, şimdi 1 TL kullanmak yakışmaz...


O da olmazsa arabamın anahtarını koyayım ölçek olarak, maksat görgüsüzlük değil mi? (Kıroyum ama para bende)


KüçükBahçem'den topladığım günlük mahsul bir arada.

KüçükBahçem'in ilk pembe güzelleri bir arada. En irisi 511 gr ilk hasat olan 4 tanesi 1223 gr geldi.

Amanın burada 1 TL kullanmışım, gitti karizma.




Pembelerin devamı KüçükBahçem'de, dalında.

Pembe domateslerin tohumlarının nasıl alındığını fotoğraflı anlatımıyla okumak için tıklayınız --> tam buraya <--

Esen kalın.

Pembe Domateslerden Tohum Alma

Başlık "Pembe Domateslerden Tohum Alma" ama aşağıda bahsedeceğim yöntemi diğer domateslerden tohum almak için de kullanabilirsiniz hiç şüphesiz. Buradaki tohum alma ve saklama işlemi pembe domatese özel bir yöntem değil. Zaten domatesler biraz saftır, kendisinin pembe olup olmadığını anlamaz bile. Siz aynı muameleyi tüm domateslere aynen uygulayabilirsiniz.

Neyse lafı çok uzattık. Şöyle irice bir domatesi ekvator bölgesinden ikiye ayırıyoruz. Tam ekvatorda yer alan, bıçağın önüne çıkan bir kaç tohum bu arada kazara telef olabilir. Dert etmeyin, o kadar da olacak artık. Bir çay kaşığı yardımı ile tohum odalarındaki tohumları bir süzeğe/eleğe alıyoruz. Bu arada mis gibi domatesin kokusuna dayanamayıp bir dilim kesip tadına bakmak serbest.

Tohumları fazla ezmeden, sıkıştırıp zedelemeden hafifçe yıkıyoruz. Bu arada domates parçaları, damarlar vs. temizlenmiş oluyor.


Sonra bir şişeye ya da kavanoza su koyup tohumları da ilave ediyoruz. Burada kullanılacak suyun içme suyu ya da dere, kaynak, tulumba suyu olması daha doğrusu klor içeren çeşme suyu olmaması daha iyi olacaktır kanımca. Hadi paranoyaklığı biraz daha abartalım, kavanoz da cam olsun. Plastik pet şişeler kanserojen madde içeriyor, tohumlara bulaşmasınlar.


Kavanozu bir kenarda, oda sıcaklığında 2-3 gün bekletelim. Dikkat ederseniz bazı tohumlar suyun içindeyken çimlenmeye başlamış bile. Anlaşılan fazla gecikmeden kurutmaya geçmek gerekiyor.

Tohumları kurutmak için bir parça pişirme kâğıdının ya da yağlı kâğıdın üzerine döküp yayıyoruz. Yayarken tohumları zedelememeye dikkat ediyoruz. Burada da 2-3 gün iyice kuruyana kadar bekletiyoruz. Kâğıt havlu, bez parçası gibi bir şeyin üzerinde de kurutmaya bırakılabilir fakat tohumlar kururken dokulara yapıştığı için daha sonra çıkarması zor oluyor. Pişirme kâğıdından kurumuş tohumları almak ise çok daha kolay.

Tohumları iyice kuruduktan sonra elimizle nazikçe kazıyarak tohumları kâğıt üzerinden alıyoruz. Bir sonraki sene kullanmak, Pembe Domates Ağı'ndaki ya da başka yerlerdeki meraklılarına dağıtmak üzere kapalı, hava almayacak bir torba içinde güneş ışığından da koruyarak saklıyoruz.


Bu evladiyelik tohumlarla seneye buluşmak, yüksek verimle çimlendirmek ve sonrasında da bol hasat almak dileğiyle...

.

Yapışık ikizler

Hayır hayır, aklınıza ilk gelen doğru değil; kesinlikle hormon kullanmadım. Bitkilerimi KüçükBahçem'de tamamen doğal, organik olarak yetiştirmeye çalışıyorum. Fakat arada bir de olsa böyle ikizi az gelişmiş ürünler ortaya çıkabiliyor. Hemen genetiği bozuk ya da hormonla şekli şemali bozulmuş anlamı çıkartılmamalı.

Siyam ikizi biberim


ve domatesim.


Sağlıklı ve mutlu günler dilerim.

KüçükBahçem'den haberler [10 Eylül 2011'de güncellendi]

KüçükBahçem'de durumlar iyi gidiyor. Hemen hemen hergün iftarlık biberimi alıyorum. Domatesler dalında yeşil daha, fakat arada tek tük de olsa bir öğünlük kızaranları topluyorum.

 Bunlar 23 Ağustos 2011 tarihinden

Bunlar 16 Ağustos 2011 tarihinden

Bunlar 13 Ağustos 2011 tarihinden

Bunlar 9 Ağustos 2011 tarihinden

Dün akşamki(03 Ağustos 2011) hasılatı görüyorsunuz yukarıda.




Altın çilekler de büyüdü, çiçeklendi yakında meyveye dururlar, biri iki tane var gibi hatta.


 Araya bir kök dolmalık biber karışmış; iyi de olmuş...


 
Bir de patlıcanım var ki kocaman.


KüçükBahçem'deki tüm bitkiler arasında en çalışkanı, en hızlısı süs kabağı herhalde diğer bir adıyla susak yani. Balıkçıların ampulleri gibi dizi dizi oldular, bir de her yere kol atıyorlar.





İşyerimdeki KüçükBahçem'izden de her gün salatalık ve biberlerimi alıyorum. Daha ne olsun, kendin yetiştir kendin ye.

Şimdilik KüçükBahçem'den haberler bu kadar. Aşağıda bahçenin panoramik bir fotoğrafı var.

O kadar da dikkat ettim halbuki ama yine de çok sık oldu. Aslında fazla fide de dikmedim ama sanırım verdiğim organik gübreler işe yaradı, bitkilerin hepsi coştu da coştu, KüçükBahçem'e sığmaz oldular, zaten hepi topu 9m2'lik bir alan. Boşuna KüçükBahçem demiyoruz...


Esenlikler dilerim.


Sayfamdaki yazılar kaynak gösterilerek ve bu sayfanın adresi verilerek kullanılabilir.

Sayfamda bazı yazılarımda bahsetmiş olduğum yöntemler kendi öğrendiklerimi, denediklerimi paylaşmak amacıyla yazılmıştır. Yapılan denemelerin sonuçları da yine burada paylaşılmaktadır. Tarif edilenlerin yanlış/eksik uygulanması, yazı dizilerinin tamamının okunmaması, vb herhangi bir nedenden dolayı istenmeyen sonuçlar elde edilmesi, beklenen sonucun elde edilememesi ve/veya karşılaşılabilecek herhangi bir zarardan dolayı sorumlu tutulamayacağımı bilgilerinize sunarım.

Kaynak belirterek ya da belirtmeden kullandığım yazılarımdan dolayı herhangi bir rahatsızlık duyan, haksızlığa uğradığını düşünen beni haberdar ettiği zaman ilgili yazıyı yeniden gözden geçireceğimi, şikayetinde haklıysa yazıda gerekli düzeltmeyi ivedilikle yapacağımı taahhüt ederim.
-=(RaideR)=-

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | ReviewSilo - Reviews for e-Shopping