
6/30/2010 02:07:00 ÖS

babamonk
Henüz yorum yapılmamış
Nihayet bu sezonun ilk domateslerini dalında gördüm. Evimin önündeki
küçük bahçeme diktiğim domates fideleri sonunda büyüdüler, çiçeklendiler ve domates yapmaya başladılar.
Bir kaç değişik çeşit fide vardı; şimdilik hangisi hangisi bilemiyorum fakat mahsülü almaya başlayınca anlayacağız neyin ne olduğunu.
Pembe Domates Ağı'ndan ve ithal tohumculardan tohum olarak temin ettiklerim var, Sakarı'dan getirdiklerim var..
Normalde Oğul Monk'la her akşam suluyoruz fakat bu aralar yağmur bol yağdığı için sulamaya ara verdik. Yağmurlar bereketli geldi bahçeye, ilk dikildiğinde baygın baygın yatan domatesler bir hafta içerisinde azmanlaştılar. Yaprak aralarındaki sürgünleri de temizledim.
Bahçede biber, marul, nane, 2-3 kök patlıcan, biraz cherry turp, biraz da brüksel lahanası ve elbette
patateslerim de var. Bakalım ne zaman toplamaya başlayacağız bunları dallarından...
 |
| Fideleri toprağa aktardığımda bayıldılar önce |
 |
| Sonra kendilerine gelip dikildiler |
 |
| Çubuklara iple bağlayıp destekledim |
 |
| Şimdi çubukların da boyunu aştılar |
 |
| Fotoğraftaki domatesleri bulunuz :) |
 |
| Bunlar da biber, patlıcan ve en arkadakiler de nane ve marullarım |
Esen kalın...

6/22/2010 02:00:00 ÖÖ

babamonk
6 yorum
Sandıkta patates yetiştirmek
İnternette geçtiğimiz sene oldukça popüler olan bir yazı vardı başlığı da “0,40 m2‘lik Bir Alanda 50 kg Patates Yetiştirme Tekniği” (Okumak için
tıklayınız orijinal yazı da
burada ya da
burada. Ayrıca konuyla ilgili olarak da youtube’da onlarca video bulabilirsiniz.)
Amaç dar alanda, dikey olarak patates yetiştirmek. Biraz benim borudaki çilek işime benziyor. (Bkz. “
Dikey Çilek Yetiştiriciliği” başlıklı yazım.)
Tekniğin çıkış noktası da patates yumrularının, tohum olarak dikilen patatesin altında değil de tohumluk patates ile bitkinin arasında yetişiyor olmasıymış. Bu nedenle, tohumluk olarak dikilen patates sürgün verip yapraklandıktan ve bitkinin boyu da 30 cm kadar olduktan sonra dibine toprak ilave edile edile dikey olarak patates yetiştirmek mümkün oluyormuş.
Merak değil mi işte, bir de biz deneyelim dedik. Fakat herkesin yaptığını yapmaktansa farklı bir şey denemek lazım. Ayrıca şimdi kim uğraşacak marangoza git, 5cm x 5cm X 90 cm kereste kestir, gel onları çak; uzun iş. Hem bu işi
eskimiş araba lastiğinde hatta
çuvalda bile yapan varmış.
Ben de pazarcıların bir kere kullanıp attığı sandıkta deneyeyim dedim.
Öncelikle toprağımı hazırladım. Google’layarak öğrendiğime göre patates kumlu, kumlu-tınlı, süzek, havadar topraklarda daha verimli olurmuş. Bunun için bahçe toprağına, ormandan getirdiğim topraktan, yine bahçeden aldığım biraz kumlu topraktan ve ev yapımı bukaşiden ekledim. İyice karıştırdıktan sonra sandıklara birazını koydum. Sandığın en üst seviyesinden, gömeceğim patatesin yüksekliğinin yaklaşık 2 katı kadar boşluk bıraktıktan sonra her sandığa 2 adet olacak şekilde patatesleri yerleştirdim. Dikimin derinliği sihirli formül değil; genel kural olarak kabaca, patates de olsa ekilen tohumun kalınlığı kadar üstünde toprak olmalı. Burada önemli olan ekilen patateslerde en azından 2-3 göz olmasıdır. Hatta bütün patates yerine her parçasında 2-3 göz bırakılarak yarım patates de kullanılabilir. Nitekim ben böyle yaptım.
 |
| Fotoğraf alıntıdır |
2 hafta geçmeden ilk yapraklar toprağı çatlatarak gün yüzüne çıktılar. Herhalde yerlerini sevdiğinden, güneşi iyi aldığından ve bukaşinin etkisinden olsa gerek çok hızlı bir şekilde geliştiler. Benimkilerin yaprakları ve dalları yeterince gür. Mesela güneş görmeyen başka bir yerde denemekte olduğum patatesler güneşi az gördüğünden olsa gerek zayıf ve uzun, yaprakları küçük ve renkleri de solgun oldu.
 |
| Güneşe hasret kalan patates bitkisi |
 |
| Bir bahçe zararlısı |
Patatesleri bahçe zararlılarından da korumak gerekiyor bu arada :)
Benim evin önünde, güneşi iyi alan sandıktaki patateslerim daha güçlü ve sağlıklı bir şekilde büyüdü. Bitki yaklaşık 30 cm kadar büyüdükçe dibine 10 cm yüksekliğinde toprak ilave ettim.
Böyle böyle derken artık sandık yetmeyince geçen gün ikinci katı çıktım sandıklara.
Kullandığım plastik sandıklar delikli olduğu için kenarlardan toprak dökülmesin diye içlerini ince plastik plakalarla kapladım. Bitkinin diplerine döktüğüm toprak öyle bir karışım oldu ki inanılmaz! Şöyle ki:
- evimin önünden aldığım kumlu biraz da toz kıvamındaki toprağı
- evimin yanındaki şeker fabrikasının bahçesine dökülen kim bilir hangi köyün hangi arazisinden gelmiş pancarların üzerinden sıyrılmış toprağın bir-iki çuvalını
- Mayıslar’a, Keskin Köyü’ne ve Musaözü’ne pikniğe gittiğimizde torba torba getirdiğim orman ve tarla toprağını
- gübre olarak da Kapıkaya’dan getirttiğim yanmış ahır gübresini
iyice karıştırıp kullandım. Zaman zaman da sulama sırasında ev yapımı bitki besininden de katıyorum.
Şu anda en dipteki toprak bukaşili karışım, onun üstünde Mayıslar’dan orman toprağı ve gübre karışımı ve şimdilik en üstte de az önce okuduğunuz karmakarışık topraktan var. Hasat zamanı sandıkları devirip de –inşallah- patatesleri toplarken hangi katmandan ne kadar patates aldığımı da inceleyeceğim.
Bakalım sonuç ne olacak merakla bekliyorum hasat zamanını…
Esen kalın…

6/14/2010 01:30:00 ÖÖ

babamonk
Henüz yorum yapılmamış
Sabırsızlıkla beklediğim gün geldi ve 3 aydan fazladır bekleyen mutfak atığı + pekmez + su karışımını nihayet açtım. İlk açtığım şişedeki karışımın rengi ve kokusu oldukça iyiydi. Kokusu hafif şırayı anımsatıyordu. Rengi de kahverengi-kırmızı arası bir şeydi.
Sonra iki tane 5lt'lik şişe daha açtım. Bunlardan birisinin rengi sarımtıraktı kokusu da çok ekşi ve rahatsız ediciydi. Hiç acımadım, döktüm tuvalete. Sanırım hava almış, bir de ben buna değişiklik olsun diye biraz hamur mayası ve yoğurt suyu ilave etmiştim. Herhalde pek işe yaramamış.
Diğerinin kokusu ise çok hoş değildi ama çok da rahatsız etmedi. Rengi ilk açtığım şişeninkine benziyordu, sadece biraz bulanıktı. Bu şişeyi yaparken, blendırdan geçirilmiş lahana ve karnıbahar yapraklarını kullanmıştım. Bulanıklığı çok ince parçalı olmasından olsa gerek. Koku da malzemenin kendisinden elbette.
Demek ki mutfak atığından enzim yaparken 3 ay sonrasını düşünüp biraz daha hoş kokulu olabilecek sebze-meyve atıklarını kullanmak gerekiyor. Yoksa kokusu pek iç açıcı olmayabiliyor. Bir de hava almaması gerek, hava alırsa istemediğimiz bakteriler de ürüyor ve çürüyor.
Boşalan şişelere hemen, mevsime de uygun olarak karpuz-kavun kabuklarını doğradım, pekmez de ilave ettim. Beklemeye aldım. 3 ay sonra sonucunu yine paylaşacağım.
Elde ettiğim atık enzimini bahçemde denemeye başladım. Göreceğiz bakalım faydası ne olacak.
NOT: Burada anlattıklarım benim denemelerimin sonucudur. Öğrendiklerimi deneyip, uygulayıp burada paylaşmaya çalışıyorum. Herhangi bir hatam olmuşsa ya da sizlerin önerisi varsa lütfen yorum bırakınız.
Esen kalın...

6/11/2010 07:03:00 ÖS

babamonk
Henüz yorum yapılmamış
Bizim köyde, artık biliyorsunuz Mayıslar’da, dededen kalma garip bir alışkanlık vardır; kuşları kaçırtmak için ağaca CD asarlar. Artık günümüzde DVD, hatta hali vakti yerinde olanların blu-ray disk astığı da oluyor; (ıyyy!)
Geçen sene bizim ceviz fidanları ciddiye alınabilecek ölçüde ilk meyvelerini vermişti. Yıllardır zor şartlarda yetiştirmeye çalıştığımız fidanların “ağaçcık” olup da bir de üstüne meyve vermesi çok sevindirmişti bizi. Hele hele 5-6 sene sonra ağaç başına ortalama 1000 tl para kazanacağımızı düşününce, hemşerim Nasreddin Hoca’nın da dediği gibi peşin parayı görünce nasıl da sevinmiştik…
Tabi kazın ayağı öyle değilmiş. Bir sonraki gidişimizde hayali paracıklarımız gözümüzün önünde uçtu gitti. Hesaba katmadığımız bazı şeyler varmış; karga gibi, domuz gibi, sincap gibi… Zaten topu topu 50-60 tane (yanlış yazmadım kg değil, adet) kadar cevizimiz vardı; bu hayvan oğlu hayvanlar hiç üşenmemiş tek tek hepsini delmişler içini boşaltmışlar. Cevizleri böyle görünce ben sinirimden güldüm annem ise öfkesinden ağladı epey bir süre…
Yani öyle fidanı dik, arada bir sula, senede bir böceklere karşı ilaçla, 2 senede bir buda ile olmuyormuş. Bizim bilmediğimiz daha pek çok olumsuz etken varmış bir şeyler yetiştirip de ürünü alabilmek için. Allah çiftçilere kolaylık, sabır ve güç versin. Hadi ben hobi olarak uğraşıyorum, ya ekmeğini yetiştireceği ürüne bağlayanın haline ne demeli? Yağmur yağmaz, güneş açmaz, dolu olur, sel oluır, Allah korusun yangın olur tüm emekler boşa gider; zor çok zor iş…
Bu sene tedbirimi aldım geleneklerimize uygun olarak ağaçlara 2’şer 4’er CD astım. Bunlar rüzgârdan döndükçe güneş ışığını yansıtarak ve birbirlerine çarptığında tıkırdayarak kuşları korkutacak umarım. Bazı yerlerde özellikle kargalara karşı denenmiş. Olumlu olduğu yerler var hiçbir işe yarmadığı yerler de var. Herhalde CD’lerin asıldığı bölgedeki kuşların zevkine göre değişiyor. Ben müzik CD’si yerine DivX filmlerin CD’lerini kullandım, genellikle de korku filmi türündekilerden…
CD’ler işe yarayacak mı yoksa parlak eşyaları seven saksağanları mı toplayacak bahçeye bunu da bekleyip göreceğiz. Umarım işe yarar da bu sene bari emeğimizin karşılığını alabiliriz. Daha cevizlerden parayı kazanamayacağız ama hiç olmazsa bayramlık baklavamızın cevizi çıksa razıyız şimdilik.
Esen kalın…
.

6/11/2010 02:18:00 ÖS

babamonk
Henüz yorum yapılmamış
Bu konuda geçtiğimiz haftalarda "
Su tutucu polimerin tarımda kullanımı" başlıklı bir yazı yazmış ve işe yarayıp yaramayacağını zamanla anlayacağız demiştim.
Geçen gün ceviz fidanlarımın yanına gittiğimde şunu gördüm. Köye çok az da olsa bir yağmur yağmış geçmiş. Yüksek sıcaklıktan dolayı toprağa düşen yağmur hemen buharlaşmış; bahçenin diğer yerleri kuru olmasına rağmen sututucu polimer serpiştirdiğim fidanların dipleri hala nemli kalabilmiş. Hatta toz halindeki polimerler suyu emip şişerek jel haline gelmişler bazıları toprağın üstüne dahi taşmış. Polimeri biraz daha derine dökmek daha iyi olacakmış. Yine de suyu tutma ve buharlaşmasını engellene açısından işe yarayacak gibi görünüyor.
Şurada da konuyla ilgili bir video var, izlemek isterseniz:
Video1 Video2Esen kalın...
Sayfamdaki yazılar kaynak gösterilerek ve bu sayfanın adresi verilerek kullanılabilir.
Sayfamda bazı yazılarımda bahsetmiş olduğum yöntemler kendi öğrendiklerimi, denediklerimi paylaşmak amacıyla yazılmıştır. Yapılan denemelerin sonuçları da yine burada paylaşılmaktadır. Tarif edilenlerin yanlış/eksik uygulanması, yazı dizilerinin tamamının okunmaması, vb herhangi bir nedenden dolayı istenmeyen sonuçlar elde edilmesi, beklenen sonucun elde edilememesi ve/veya karşılaşılabilecek herhangi bir zarardan dolayı sorumlu tutulamayacağımı bilgilerinize sunarım.
Kaynak belirterek ya da belirtmeden kullandığım yazılarımdan dolayı herhangi bir rahatsızlık duyan, haksızlığa uğradığını düşünen beni haberdar ettiği zaman ilgili yazıyı yeniden gözden geçireceğimi, şikayetinde haklıysa yazıda gerekli düzeltmeyi ivedilikle yapacağımı taahhüt ederim.
-=(RaideR)=-