Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
çimlendirme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çimlendirme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Tohumlar Toprağa - 2012 Sezonu [Son güncelleme: 8 Mayıs]

2012 bahçe sezonu herkese hayırlı ve bereketli olsun...


(İlk yazım tarihi: Nisan 2012
Son güncelleme: 8 Mayıs 2012 )


Sabırsızlıkla beklenen gün geldi. Saksılardaki toprağı döküp, tazeledim ve tohumları toprağa ektim.

Bu sene KüçükBahçem'de yetiştirmek istediğim sebzeler: Patates, pembe domates (Sakarı domatesi), yatak domates, patlıcan, gül biberi, kırmızı acı maraş biberi, kırmızı yağlık (kapya) biber, reyhan ve fesleğen, susak (süs su kabağı), salatalık, altın çilek ve patates.

Herhalde bu kadarı yeterli KüçükBahçem'e :) Zaten 2'şer kök olsa bahçede yer kalmaz.  (Bu kadar şey küçücük bahçede olur mu diyenler şuraya bakabilir --> Küçük bahçemde minik bir gezintiye var mısınız? Biz gönlü zengin bir insanız, olduğu kadar yeter bize...)

Domates - biber - patlıcan - susak
Saksıda reyhan ve fesleğen
Viyolde ise altın çilek, yatak domates ve salatalık (hıyar)

Saksılar ve viyol KüçükSeram'da
Saksıları ve viyolleri daha çabuk çimlenebilmesi için KüçükBahçem'deki KüçükSeram'a koydum. Seranın içi dışarıya göre daha sıcak ve nemli oluyor.

Fotoğraflarda görülmese de bir küçük saksıda da buğday çimlendirmeyi deniyorum. Malum, buğday çimi iyi bir anti kanserojen ve iyi bir C vitamini deposu.

Patateslerin yeri belli, onları sandıkta yetiştiriyorum. Bu sene de gelenek bozulmadı. Patatesi cücükleri eşit dağılacak şekilde ikiye bölüp toprağa öyle gömüyorum. Patates yetiştirmek için bütün bir patatesi gömmeye gerek yok. Üzerinde bolca sağlıklı ve diri cücük olduktan sonra kabuğu bile yeterli.


Bu sene de patatesler sandıkta yetişecek

Daha sonra KüçükBahçem'in ilk sulaması fotoğrafta da görüldüğü gibi OğulMonk tarafından resmen gerçekleştirildi. 


2012 bahçe sezonu herkese hayırlı ve bereketli olsun...


------------------------------------------oOo------------------------------------------

( 2 Mayıs 2012'de ilave edilen kısım)

Bir başka yazımda bahsettiğim bahsedeceğim gibi, bir yandan evimin tadilatı devam ederken bir yandan da seramın içindeki fideliklerimi ihmal etmedim. Elimiz erdikçe gerektikçe suladım. Çimlenen tohumlardan sıkışık olanları ayırıp viyollere aktardım.


Viyollerdeki tohumlardan ilk önce salatalıklar (hıyarlar) çıktı topraktan.


Ardından da pembe domateslerim, susaklarım ve biberlerim çimlenmişler. Saksının patlıcan bölümündekiler sizi yanıltmasın. Onlar toprakta kalmış olan akşam sefası tohumlarından çıkanlar.

Sandığa yarım yarım gömdüğüm patatesler de kafalarını çıkarıp güneşe bakmaya başladılar.



Tadilata, hafriyata aldırmadan fidelerimize yetiştirmeye devam ediyoruz. Seranın içinde bir fısfıs yardımıyla yağmurlama yöntemiyle suluyoruz fidelerimizi. Yuvarlak saksıdakiler de reyhan ve fesleğenlerim. Küçük kızım reyhan saksısına (öndeki) kürekle daldığı için biraz hasarımız var. O kadar da olacak artık...




------------------------------------------oOo------------------------------------------
( 8 Mayıs 2012'de ilave edilen kısım)

Tohumdan çıkan pembeler büyümeye devam ediyor. Bahçeye aktarılmasına çok az kaldı.Bu arada KüçükSeram da tamamen söküldü bulunduğu yerden. Portatif olduğu için sökmek kolay oldu.


Bu sene KüçükBahçem'in portföyünde sadece pembe domates yok elbet; salatalıklar, susaklar, gül biberi, acı maraş biberi, altın çilekler de büyümekte. Sırası geleni bahçeme aktaracağım.



------------------------------------------oOo------------------------------------------


KüçükBahçem'i okumaya devam ediniz.

Esen kalın; bol hasatlar dileğimle...

Nihayet geldi bahar KüçükBahçem'e [2012 sezon açılışı]


Kışa girerken, sonbaharın son günlerinde KüçükBahçem'deki domatesleri, biberleri ve patlıcanları söktükten sonra bahçe boş kalmasın diye küçük bir alana turp ve lahana tohumları serpmiştim. İlk fotoğrafta sağda görüldüğü gibi bol miktarda çimlenmişlerdi. Niyetim bunları çimlendikten sonra seyrekleştirmek, şaşırtmasını yapmaktı. Kısmen de yaptım, aralardan söktüğüm fidelerden bazılarını komşulara dağıttım. Fakat sanırım KüçükBahçem'i gözümde çok büyütmüşüm ya da lahanaları çok küçük görmüşüm ki yine de düşündüğüm kadar seyrelmemiş.


Zaten çok geçmedi KüçükBahçem'e ve dolayısı ile küçük seramın üstüne kar yağdı. Kar yağdı ve uzunca bir süre de kalkmadı.


...ve nihayet artık karlar eridi, bahçem gün yüzüne çıktı. Geçtiğimiz hafta sonu güneşli ve nipeten sıcak havayı fırsat bilip KüçükBahçem'de sezonu açtım.

2012 sezonunda ilk kazmayı, ilk çapayı vurdum toprağa. Fotoğraflardan da anlaşılabileceği gibi, sera görevini yerine getirmiş. O kadar kara, ayaza, haftalarca süren Eskişehir'in sıfırın altındaki soğuğuna rağmen seranın içindeki bitkiler hayatta kalmayı başarabilmişler, dışarıda kalanların tersine. Özellikle de pepinolar anında kurumuşlar ayazı donu görünce.


Sera işe yaramış, öyle ki seranın içindeki bitki örtüsü bile değişmiş. İçeriye aldığım saksılarda yayılıcı türden olduğunu sandığım bitkiler türemişler.


Seranın içindeki cherry turpları topladım. Çok sıkışık olmasına karşın yine de bana "turp yetiştirdim" diyebilecek kadar olmuşlar. (Tek rakibim yine kendimim. Şimdi buradaki misket kadar turbu gören turp üreticileri lütfen dalga geçmesin benimle). Buna karşın lahanalardan ürün alamadım doğal olarak. Bol bol yaprak var ama meyve verememişler. Belki de ben acele ettim, hepsini söktüm gitti. Yeni sezon için, çimlendirme yapabilmek için küçük seramı temizledim. Sadece naneler kaldılar bir kenarda.



Çapalarken elime geçen toprağın ücretsiz işçileri olan solucanları zayi etmeden yeniden toprağa bıraktım, onlar bize lazım...


İşlem tamamlandıktan sonra bir iki haftalığına nadasa bırakılmış olan seramın içini görüyorsunuz aşağıdaki fotoğrafta.


Çimlendirme faaliyetlerine başlıyorum pek yakında, takipçilerime gelişmeleri yien buradan aktaracağım.
Selam ve saygılarımla, sağlıcakla kalın...

Tohumdan çiçeğe kadar geçen süre 30 bin yıl kadarcık...


Başlıkta 30 bin yıl yazıyor ama aslında Rus biliminsanları karbon testlerine göre 31800 ± 300  yaşındaki bir tohumu çimlendirmeyi başarmışlar.  Bu tarihler kabaca buzul çağına denk gelmekte. Soil Cryology laboratuarının biliminsanları, 2007 yılında Sibirya'nın Kolima bölgesinde, bir sincabın saklamış olabileceği tahmin edilen "Silene stenophylla" isimli bir bitkinin tohumlarını buldular.
Çalışma ekibinden Stanislav Gubin, sincapların yaşadığı yerleri yıllarca didik didik aradıklarını ve nihayetinde yerin 38 metre altında, birçok at, geyik, mamut, bizon gibi memelilerin fosillerinin arasında bu tohumları bulduklarını söylüyor. Tohumların aşırı soğuk tarafından korunması ona “donmuş bir gen havuzu” sağlamış.


 Bugüne kadar en yaşlı tohumdan çimlendirilebilmiş bitki


Daha önce de Dumlupınar Üniversitesi (DPÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümünce yürütülen kazıda, Kütahya Seyitömer Höyüğü'nde, 4 bin yıl öncesine ait olduğu belirlenen mercimek tohumları bulunmuş ve yine aynı üniversitenin Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü tarafından "doku kültürüyle" çoğaltılarak toprakta çimlendirilmişti. Bu tür çalışmaları yürekten kutlamak lazım, çünkü %100 GDO'suz (Genetiği Değiştirilmiş Organizma) hatta çapraz döllemelere maruz kalmamış (hibrit olmayan) tohumlar elde edilebiliyor bu sayede.

Bu da bizim 4 bin yıllık tohumdan çimlendirmeyi başardığımız bir mercimek tohumu

Çalışmayla elde edilen bilgiler ışığında dünya üzerinden uzun yıllar önce silinmiş canlıların donmuş nehir yatakları gibi bölgelerde kalıntıları bulunabilirse, tekrar yaşama döndürülebileceğine inanılmakta.

Ne dersiniz bu gidişle Jurrassic Park gerçek olacak galiba.


Dip not: Burada bir şeyi itiraf etmem gerekiyor. Daha önce Türkiye'de böyle bir çalışma yapılıp da 4 bin yıllık bir mercimek tohumunun çimlendirildiğini okuduğumda bu işte kullanılan saksıya bakarak bu işe ve çalışmaya verdiğimiz kıymetin ne kadar da az olduğunu eleştirmiştim. Amacım kesinlikle bu çalışmayı yapanları değil bu çalışmalar için ayrılan bütçeleri eleştirmekti aslında. Şimdi Rusların saksısına bakınca görüyorum ki bizim saksılar daha iyiymiş hiç olmazsa:)

Kaynaklar:
http://thetechjournal.com/science/30000-years-old-buried-plants-coming-back-to-life.xhtml
http://en.wikipedia.org/wiki/Silene_stenophylla
http://www.nydailynews.com/news/world/russian-scientists-revive-ice-age-plant-article-1.1025943

Taşyününde (rockwool) Şeflera (Beş Parmak) Bitkisi Köklendirme


Yaprakları parmak şeklinde açıldığı için Beş Parmak ismi verilen ev bitkisinin yurtdışındaki diğer bir adı da Şemsiye Ağacı'dır. Araliaceae bitki grubuna dahil olup 200 kadar çeşidi olmasına karşın ülkemizde de en çok Schefflera arboricola türü evlerde yetiştirilmektedir. Yabancı dildeki yazılışının okunduğu gibi Türkçe Şeflera da denmektedir.


Yukarıdaki görsellerdeki şeflera bitkileri Prag Valisinin residansında bulunmaktadır. Fotoğraflar tarafımdan çekilmiştir. İnanmayan (niye ki!) şuradan kontrol edebilir--> Mayor's Residence

Burada  şeflera bitkisinin ne olduğunu, neye benzediğini kısaca tanıttıktan sonra taş yününde yaptığım yapraktan çoğaltma işlemini fotoğraflarıyla aktarmaya çalışacağım. Çoğunuzun bildiği üzere taş yünü, bitkilerin kolayca köklenmesini sağlayan çoğaltma (clonning) ortamlarından birisidir. Bazalt, kireç gibi kaya türlerinin yüksek sıcaklıklarda eritilmesi ve kalıplara püskürtülerek soğutulması ile yapılır. Gözenekli yapısı ile nemi tuttuğu, köklerin rahatlıkla hareket etmesini sağladığı için topraksız tarımda da kullanılır.


Daha önceki bir yazımda Çin'de getirttiğim üzeri yazılı dekoratif bir fasulyeyi taş yününde çimlendirmiştim.


Fotoğrafta da görülebileceği gibi, iyi bir köklendirme sağladığı için bizim veletlerin kırdığı bir şeflera yaprağını Cultilene marka taş yününe tabiri caizsa "saplayarak" köklendirmeyi denedim. Daha önce şeflera bitkisinin nasıl çoğaltıldığına ya da köklendirildiğine dair herhangi bir bilgim ya da tecrübem yoktu. Bu sitenin amacı denemelerimi paylaşmak malumunuz, bunu da deneyerek görmek istedim.


Taş yününde köklenmeye başladığını görünce bir saksıya aktarmıştım. Bitki tutmasaydı yaprakları teker teker dökülüyor; bu hala diri durduğu için merakıma yenildim saksıyı devirdim.

Henüz 2-3 ay kadar vakit geçmişti ki bizim şeflera yaprağının kökleri kabına sığamamış saksının şeklini almış. Köklerdeki toprağı silkeleyince kök oluşumu daha da net görünür oldu.



Merakımı giderdim, gördüm ki bizim şeflera yukarıya toprağın üstüne bir şey hissettirmeden saksının içinde iyice köklenmiş. Söylemeyi unuttum galiba, köklenmeyi desteklesin diye yaprağı önce Clonex Jel'e daldırıp taş yününe öyle saplamıştım. Bunun da olumlu etkisi olmuş belli ki.

Sonra nazikçe şefleramı yeniden saksıya yerleştirdim. Umarım zarar vermemişimdir ama ne yapayım meraklıyım işte dayanamıyorum, tutup tutmadığını anlamak için yerinden söküyorum. Rahmetli dedem de diktiği fidanları 2-3 gün sonra tutup tutmadığını anlamak için yerinden sökermiş. Bizde ırsi galiba..

Yeni sloganımız: 
"Bahçecilik hobi değil, tedavi edilmesi gereken bir takıntıdır. Tedavisi ise topraktadır..."


Yararlanılan kaynaklar:
http://www.bitkibakimi.com/cicek/190-seflera-bitkisi-bakimi-ve-yetistirilmesi-hakkinda-genel-bilgiler.aspx
http://www.bitkivecicek.com/seflera-schefflera-besparmak-cicegi
http://hobibahcemiz.net/viewtopic.php?f=39&t=8526
http://en.wikipedia.org/wiki/Schefflera
http://www.ehow.com/facts_6954464_buy-rockwool.html
http://www.hydrodynamicsintl.com/clonexmain.htm
.

Fısfıs kutusunda biber [12 Ağustos 2011'de güncellendi]

[27 Nisan 2011]
Pompası bozuk bir sulama spreyi vardı evde. Fısfıs da deniyor. İçine toprak doldurdum ağzından da 3-4 tane biber tohumu attım.Saksı tipi acı süs biberlerinden.


Geçen gün baktım bir tanesi çıkmış diğeri de yolda. Işığı gören geliyor misali...



[12 Ağustos 2011 tarihinde güncellendi]


Eğer büyürse hele bir de biber verirse ne güzel olur. O zaman fotoğraflarını yine burada yayınlarım.
Ahanda yayınladım...

Bizim biber büyüdü, kafasını fısfıs şişesinden uzattı, gelişti de biber bile verdi. Fakat, aşırı sulamadan dolayı kökleri çürüdüğü için maalesef ömrü fazla uzun olmadı. Keşke şişenin dibini delseymişim, suyun fazlası oradan akar giderdi...

Sağlıcakla kalın.

Mazı ve Ateş Dikeni Çimlendirme [5 Temmuz 2011'de güncellendi]

Sonbahar sonunda evimizin etrafındaki mazılardan bol miktarda kozalak toplamıştım.

Kozalaklar birkaç hafta içinde ev ortamında kaloriferin üstünde kuruyunca içindeki tohumlar kolaylıkla döküldü. Bu tohumları da nemlendirilmiş perlitle karıştırarak bir torbaya koydum sonra da buzdolabında beklemeye bıraktım. Bu işleme soğuk katlama, ıslak katlama ya da soğuk-ıslak katlama deniyor. Soğuk katlama sayesinde tohumdaki embriyonun hemen çimlenmesi engellenerek yeterince olgunlaşması sağlanıyor. Bir müddet kış uykusu şeklinde dinlenen embriyolar daha sonra daha güçlü olarak çimlenebiliyorlar.

Havalar ısınır gibi olduğunda da, Mart'ın sonuna doğru buzdolabından çıkarttım. Hiç bir kıpırtı, çimlenme yoktu. Fakat iki gün sonra bir de baktım tohumların tamamına yakını çatlamış hatta çimlenmeye başlamışlar. Köklerini uzatmak için toprak arıyorlardı.



Bunları saksıda yetiştirmek üzere toprağı hazırladım. Bahçe toprağı ve torf karışımına biraz perlit ve deniz kumu ilave ettim. Araştırdığımdan öğrendiğime göre mazı gibi bitkiler kumlu topraklarda daha iyi köklenebiliyorlar. Deniz kumunu yıllar yıllar önce su koleksiyonu yaparken Kemer'den getirmiştim. (Bknz. "Su gibi aziz olun" başlıklı yazım). Deniz kumundaki tuzun bitki köklerine zarar vermemesi için iyice yıkadım temizledim. Toprağa ilave edip iyice karıştırdım.

50 yıldır uyuyan tohumlar uyandı


50 yıldır uyuyan tohumlar uyandı

İstanbul Ticaret Borsası Başkanı İslam Ali Kopuz tarafından keşfedilen 50 senelik tohumların yeniden hayat bulması adına yürütülen Tohum Bank projesi meyvelerini vermeye başladı. Namık Kemal Üniversitesi kontrolünde yürütülen araştırmanın ilk sonuçlarına göre mısır ve yulaf tohumlarının çimlendiği ortaya çıktı.

GDO'suz döneme ait olduğu için bu tohumlar organik tarım için büyük bir önem taşıyor. Namık Kemal Üniversitesi kontrolünde ekilen tohumlardan mısır ve yulaf çimlendi. Borsa laboratuvarlarında bulunan tohumların Türkiye tarımının dışa bağımlılığını azaltması planlanıyor. Ali Kopuz'un açıklamasına göre tohumların 50 yıl önce laboratuvarda unutulan tohumların bulunmasından sonra İTB, Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi ile temas kurdu. Tarım Bakanlığı da tohumları yeniden çimlendirme ve tohum bankası kurulması projesini teşvik etti. Bakanlık yetkilileri Masum Burak ve Vehbi Eser'in desteğiyle çimlendirme faaliyetleri başlatıldı. Ankara TUGEM Gen Bankası da ortak girişimde bulunarak projenin ilerlemesine katkı sağladı. 2011 Ocak ayından bu yana devam eden çalışmalar sonucu mısır ve yulaf tohumlarında çimlenme gözlendi, canlı oldukları belirlendi. İstanbul Ticaret Borsası Meclis Başkanı Ali Topuz, "Bu tohumlar ortak kültürel mirasımız olup ilerleme kaydedebilmemiz için tüm hassasiyet ve olanaklar sonuna kadar kullanılacaktır." dedi. Kopuz, canlı olan ve üretimine geçilecek tohumların geliri ile İstanbul Ticaret Borsası Vakfı'nı kuracaklarını söyledi.

Borsa laboratuvarlarında bulunan tohumların Türkiye tarımını dışa bağımlılıktan büyük ölçüde kurtaracağı öngörülüyor.

TOHUMLARIN GELİRİ İLE İSTANBUL TİCARET BORSASI VAKFI KURULACAK

Diri çıkacak ve üretimine geçilecek tohumların geliri ile İstanbul Ticaret Borsası Vakfı’nı kuracaklarını belirten Kopuz,”Bu vakfa aktarılacak kaynakla başta Türk Tarımı için Ar-Ge faaliyetlerine eğilebilir, eğitim ve burs gibi hizmetler verebiliriz.” dedi.

ERTUĞRUL YILMAZ: İLK EMARELER GÖRÜLMEYE BAŞLADI

Tohumların gelişimini izleyen İstanbul Ticaret Borsası Tohum Araştırma ve Geliştirme Komisyonu Başkanı Ertuğrul Yılmaz’da şu açıklamaları yaptı.

” Hocalarımız kontrolünde arkadaşlarımızın yaptığı çalışmaların ilk sonuçlarına göre istediğimiz emareler görülmeye başlandı. Tohumlar üzerinde bölüm bölüm araştırmalarımız ve denemelerimiz devam ediyor. Tohumlarımızın canlı çıkması konusunda ümitliyiz.”

Kaynaklar: http://ekonomi.milliyet.com.tr/50-yildir-uyuyan-tohumlar-uyandi/ekonomi/ekonomidetay/20.06.2011/1404536/default.htm
http://www.haber7.com/haber/20110619/50-yildir-uyuyan-tohumlar-cimleniyor.php

KüçükBahçem'de dikim hazırlıkları - çimlendirme

KüçükBahçem'de Dikim Hazırlıkları - Çimlendirme


Bu yazıdan önce şunlara da göz atmanızı tavsiye ederim--->
"Mazı ve Ateş Dikeni Çimlendirme"
ve bunu
"KüçükBahçem'de Dikim Hazırlıkları-Toprağı Hazırlama"


Çimlendirme işlemlerine başlamışken hızımı alamadım, malum yaz da yaklaşmakta, KucukBahcem’e dikmek üzere biraz domates, biber, patlıcan vs. çimlendireyim dedim. Tohumları viyollere ektikten sonra mini serama yerleştirdim. Isıtıcı ve ledli aydınlatmayı da zamanlayıcıya bağladım.





Pembe domates, cherry domates, saksı biberi, salatalık, yağlık kırmızıbiber, yer kirazı ve marul tohumlarından ektim biraz. Tohumları farklı zamanlarda ektiğim için kimisi topraktan çıktı kimisi daha bekliyor.








Sağlıcakla kalın...

LEDli bitki yetiştirme lambası ile çimlendirme denemesi

Merhaba, kasım ayı gibiydi; kışın evde bir şeyler yetiştirmek istediğimde bitkiler için en büyük problemlerden birinin de güneş ışığının eksikliği olduğunu anladım.  Bu nedenle bir araştırma yaptığımda LED’li aydınlatma ile bazı bitkilerin yetiştirilebildiğini öğrendim. Maalesef Türkiye’de bu tür LED’li Bitki Yetiştirme lambalarından (Grow Light )bulamadım Çinden sipariş versem gümrük işlemleri nedeniyle gelecek astarı yüzünden pahalıya mal olacaktı. Araştırdım e-bay’de, şu adreste, şöyle bir lamba seti buldum.



Evime kadar gelmesi kargo dahil yaklaşık 50 USD civarında tuttu. Oldukça uygun bir fiyat; tek dezavantajı 225 ledli olması ve ledlerin standart mavi ve kırmızı ledler olması. Yani ultra bright ledlerden olsaydı daha fazla ışık şiddeti elde edilebilirdi.
Buna rağmen denemeye değer diyerek şöyle bir düzenek yaptım. Küçük bir saksı-sera almıştım. Değişik çimleri denemek için içine koydum. Fotoğraftan da anlaşılabileceği gibi, dondurma kutusu, bardak içinde, tablet torf ve kemisol (sutut, su absorbe eden bir polimer madde) içinde birkaç değişik domates/biber/içek tohumları yetiştirmeyi denedim.
24 Kasım 2009’da seranın durumu.


Yaklaşık 20 gün sonra 12 Ocak 2010’da çimlerin büyüklükleri ise şu şekilde oldu.


Burada belki pek anlaşılamıyordur. Ben biraz tarif etmeye çalışayım. Tohumlar çimlendi ve uzamaya başladılar. Fakat başta da söylediğim gibi ışık pek yeterli olmadığı için cılız kaldılar.
Burada neden sadece kırmızı ve mavi led kullanıldığını açıklamayacağım, zaten daha önce bahsedildi. Isıtma problemini de Türk icadı elektrikli ayak altı ısıtıcısı kullanarak hallettim. Isıtıcı ve aydınlatma için ayrı ayrı zamanlara ve ayrı ayrı sürelere ayarlanmış  elektromekanik zamanlayıcı kullandım.
Sonuç: Bitkiler beklediğim daha doğrusu istediğim gibi büyümediler. Ya birden uzadılar cılız kaldılar ya da bir noktadan sonra hiç gelişemediler. Bunda yetersiz aydınlatma kadar düzensiz (az ya da birden verilen fazla) ısı da etkendir diye düşünüyorum.
Biraz büyüyebilmiş 4-5 adet domates/biber fidesini daha sonradan seradan çıkartarak orta boy bir saksıya aktardım. Dondurma kutusundaki maydanozlar ise maalesef zamanlayıcı takmadan önceki bir vakitte ısıtıcıyı prizde unutmam nedeni ile haşlanmak suretiyle telef oldular…
Artık yaz geldi, doğal aydınlatma ve ısıtma ile saksı-seramda çimlendirme yapıp küçük bahçeme aktarıyorum…
Esen kalın.

Sayfamdaki yazılar kaynak gösterilerek ve bu sayfanın adresi verilerek kullanılabilir.

Sayfamda bazı yazılarımda bahsetmiş olduğum yöntemler kendi öğrendiklerimi, denediklerimi paylaşmak amacıyla yazılmıştır. Yapılan denemelerin sonuçları da yine burada paylaşılmaktadır. Tarif edilenlerin yanlış/eksik uygulanması, yazı dizilerinin tamamının okunmaması, vb herhangi bir nedenden dolayı istenmeyen sonuçlar elde edilmesi, beklenen sonucun elde edilememesi ve/veya karşılaşılabilecek herhangi bir zarardan dolayı sorumlu tutulamayacağımı bilgilerinize sunarım.

Kaynak belirterek ya da belirtmeden kullandığım yazılarımdan dolayı herhangi bir rahatsızlık duyan, haksızlığa uğradığını düşünen beni haberdar ettiği zaman ilgili yazıyı yeniden gözden geçireceğimi, şikayetinde haklıysa yazıda gerekli düzeltmeyi ivedilikle yapacağımı taahhüt ederim.
-=(RaideR)=-

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | ReviewSilo - Reviews for e-Shopping