
11/22/2012 01:21:00 ÖÖ

Ömür YILDIZ
Henüz yorum yapılmamış
Domatesin lezzeti geri mi geliyor? (Sakın ha GDO'lu olmasın ama!)
 |
| Marketlerdekini bilmem, KüçükBahçem'in pembe doamtesleri hem lezzetli hem nefis kokulu |
Marketten aldığımız domateslerin neden eskisi kadar lezzetli olmadığını sormuş ve bunu "
Marketten alınan domatesler neden lezzetsiz?" başlıklı yazımda bahsedilen; Florida Üniversitesi Bahçe Bilimleri Bölümü'nden Prof. Harry J. KLEE'nin Current Biology dergisinde yayımlanan bir araştırmasından bahsederek açıklamaya çalışmıştık.
Benzer yazıları incelerken Süleyman Demirel Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hakan Aktaş'ın bir çalışmasına rastladım. (Bu vesile ile bir önceki yazımda giriş cümlesi olan "Bu tür araştırmalar bizden çıkacak değil ya" lafımı da geri alıyorum, araştırmacılardan özür dileyerek)
Öncelikle böylesi bilimsel çalışmaların ülkemizde de yapılıyor olmasından dolayı duyduğum memnuniyeti belirtmem lazım. Çalışmanın başında bulunan Doç.Dr. Aktaş,
"Domates genlerinin daha aktif hale getirilmesi ve daha fazla klorofil sentezlemesi sağlanarak fotosentez kapasitesi artırıldı"
demiş. Açıkçası normal vatandaşa, sıradan bir yetiştiriciye bu akademik cümle pek bir şey anlatmasa da özetle domates bitkisinin daha fazla şeker, likopen ve diğer aroma maddeleri sentezleyebilmesi sağlanmış. Bu da demek oluyor ki domatesin lezzeti arttırılmış.
Domatesin lezzetinin arttırılmasını amaçlayan bu çalışma Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) ve Amerika Birleşik Devletleri Kaliforniya Üniversitesi tarafından yürütülmüş. Doç. Dr. Hakan Aktaş'ın açıklamasına göre; domatesin değişik renklerinden kaynaklanan özelliklerin tadına yansıdığının tespit edilmesi ile birlikte bu konuda yaklaşık 10 yıldır yaptıkları çalışmalar neticesinde domateslerin daha fazla klorofil sentezlemesi sağlanmış. Bu da lezzetine yansımış.
...
Yazarken fark ettim umarım bunu yaparken genleriyle oynamamışlardır domatesin. Şahsen ben GDO (Genetiği Değiştirilmiş Organizma) domates yemek yerine daha tatsız olmasını yeğlerim...
 |
| KüçükBahçem'den pembe domatesler |
Neyse araştırmaya ve yazmaya devam edelim. Ne diyorduk; domatesin lezzeti diyorduk, genler diyorduk. Uzatmadan lafı tekrar Sn. Aktaş'a bırakalım:
"Domates, ham oluşum döneminde açık yeşil renkte. Yerli bir domatese baktığınızda bir kısmı koyu bir kısmı açık yeşil renkli. Ticari olarak yetiştirilen domateslerde klorofil oranı düşüktür. Ama yerli domateste daha farklı tad alırız. Bunun nedeni şeker miktarının, likopen oranının daha yüksek olmasıdır."
Sn. Aktaş çalışmasında domatese rengini ve tadını veren kırmızılığın domatesin her yerine yayılması için çalışmışlar.
"Böylece domatesin her tarafı koyu renkli oldu ve açık yeşil domatese göre daha lezzetli domates elde edildi. Bu araştırma bize ilerleyen dönemlerde yapılacak ıslah çalışmalarında genetiği iyileştirerek ve domates içindeki bir geni meyvelerde sentezleyerek daha koyu yeşil renk almasını sağlayabilecek. Bu ürün genetiği değiştirilmiş (GDO) bir ürün değil, genetiği iyileştirilmiş bir üründür. Domatesi yediğimiz zaman yerli domatesten bile daha lezzetli, aroması daha yüksek olacak."
Hımm, benim bu sözlerden anladığım yapılan çalışmanın genlere müdahale olmadığı, sadece bir ıslah çalışması olduğu. Umarım ve dilerim ki böyledir ve böyle kalır. Bu çalışmayı gerçekleştiren ekibi Sn. Aktaş'ın nezdinde tebrik eder, naçizane şükranlarımı sunarım. İnşallah yakın zamanda bu akademik çalışma sahaya da iner ve oradan da lezzetli domatesler olarak marketteki, pazardaki yerini alır.
Kaynaklar:
http://www.aa.com.tr/tr/bilim-teknoloji/69777--domatesin-lezzeti-geri-geliyor
http://saglik.bugun.com.tr/domatesin-lezzeti-geri-geliyor-200779-haberi.aspx
http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2012/06/120601_genom_tomatoes.shtml
Ö.Y. @Eskişehir / 15 Kasım 2012

2/28/2012 10:31:00 ÖS

babamonk
13 yorum
Bahar gelip de havalar ve toprak ısınmaya başladığında, benim gibi bahçecilik takıntısı olanların da içinde bir kıpırtı başlar. Aslında o kıpırtı sürekli vardır bizim gibilerinde; bahar gelince artık içine sığmamaya başlar. Doğanın canlandığı gibi insanın da içinde bir şeyler uyanma eğilimindedir. (Mart-kedi-dam üçlemesi konumuz dışındadır, lütfen!)
Bu zamanlarda bizim Pembe Domates Ağı'mızda da bir hareketlilik başlar. Tecrübeliler geçilen sezondaki tecrübelerini paylaşırlarken, diğer bir deyişle tabirimi hoş görün "havasını atıp keyfini sürerlerken" aramıza yeni katılanlar da tohum talebinde bulunurlar...
Geçtiğimiz 2011 yılında, kendi çapımda elimdeki
pembe domates tohumlarını paylaşıma açmıştım. Bu tür şeyleri paylaşmak isteyince facebook'daki kadar kolay olmuyor maalesef. Öncelikle tohum zarflarını hazırladık. İçlerine elimdeki tohum stoğu dahilinde 6-7şer adet pembe domates tohumu koyduk, hediyesi olarak da başka bir zarfa bir kaç tane biber tohumu...
Sonra oğlum OğulMonk'la birlikte zarfları kapattık birer birer.
İşyerindeki arkadaşlarımdan da kargo paketi yapma konusunda destek aldım, eksik olmasınlar. Sonra da talep sahiplerine kargoladık tohumları.
Gel zaman git zaman, biz kendi KüçükBahçem'izde kendi domateslerimizle meşgulken, gönderdiğimiz tohumlar da bir yerlerde yetiştirilmişler. Bakınız fotoğraflarını bizimle paylaşan PDA üyelerinin gönderdiklerinden bazıları aşağıda. İnşallah diğer tohumlar da tutmuştur ve domates vermişlerdir.
Şu gelen e-posta ne kadar da güzel, her şeye değer; eksik olmasınlar. İnsan bu vesile ile paylaşmanın tadını alıyor. Bazı şeyler gerçekten de paylaşıldıkça kıymetleniyor.
Umarım bu sene de pembe domateslerimizden elde ettiğimiz tohumlar eş-dostla, hatta uzaktaki meraklıları ile paylaşılır. Pembe Domates Ağı'nı kurmak suretiyle yüzlerce kişiyi buluşturan, güzel paylaşımlara ve GDO'suz pembe domatesin yaygınlaşmasına vesile olanlara da selam ve hürmetlerimle...
.

2/27/2012 12:18:00 ÖÖ

babamonk
Henüz yorum yapılmamış

Başlıkta 30 bin yıl yazıyor ama aslında Rus biliminsanları karbon testlerine göre 31800 ± 300 yaşındaki bir tohumu çimlendirmeyi başarmışlar. Bu tarihler kabaca buzul çağına denk gelmekte. Soil Cryology laboratuarının biliminsanları, 2007 yılında Sibirya'nın Kolima bölgesinde, bir sincabın saklamış olabileceği tahmin edilen "Silene stenophylla" isimli bir bitkinin tohumlarını buldular.
Çalışma ekibinden Stanislav Gubin, sincapların yaşadığı yerleri yıllarca didik didik aradıklarını ve nihayetinde yerin 38 metre altında, birçok at, geyik, mamut, bizon gibi memelilerin fosillerinin arasında bu tohumları bulduklarını söylüyor. Tohumların aşırı soğuk tarafından korunması ona “donmuş bir gen
havuzu” sağlamış.
Bugüne kadar en yaşlı tohumdan çimlendirilebilmiş bitki
Daha önce de Dumlupınar Üniversitesi (DPÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümünce yürütülen kazıda, Kütahya Seyitömer Höyüğü'nde, 4 bin yıl öncesine ait olduğu belirlenen mercimek tohumları bulunmuş ve yine aynı üniversitenin
Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü tarafından "doku kültürüyle" çoğaltılarak toprakta çimlendirilmişti. Bu tür çalışmaları yürekten kutlamak lazım, çünkü %100 GDO'suz (Genetiği Değiştirilmiş Organizma) hatta çapraz döllemelere maruz kalmamış (hibrit olmayan) tohumlar elde edilebiliyor bu sayede.
Bu da bizim 4 bin yıllık tohumdan çimlendirmeyi başardığımız bir mercimek tohumu
Çalışmayla elde edilen bilgiler ışığında dünya üzerinden uzun yıllar önce silinmiş canlıların donmuş nehir yatakları gibi bölgelerde kalıntıları bulunabilirse, tekrar yaşama döndürülebileceğine inanılmakta.
Ne dersiniz bu gidişle Jurrassic Park gerçek olacak galiba.
Dip not: Burada bir şeyi itiraf etmem gerekiyor. Daha önce Türkiye'de böyle bir çalışma yapılıp da 4 bin yıllık bir mercimek tohumunun çimlendirildiğini okuduğumda bu işte kullanılan saksıya bakarak bu işe ve çalışmaya verdiğimiz kıymetin ne kadar da az olduğunu eleştirmiştim. Amacım kesinlikle bu çalışmayı yapanları değil bu çalışmalar için ayrılan bütçeleri eleştirmekti aslında. Şimdi Rusların saksısına bakınca görüyorum ki bizim saksılar daha iyiymiş hiç olmazsa:)
Kaynaklar:
http://thetechjournal.com/science/30000-years-old-buried-plants-coming-back-to-life.xhtml
http://en.wikipedia.org/wiki/Silene_stenophylla
http://www.nydailynews.com/news/world/russian-scientists-revive-ice-age-plant-article-1.1025943
Sayfamdaki yazılar kaynak gösterilerek ve bu sayfanın adresi verilerek kullanılabilir.
Sayfamda bazı yazılarımda bahsetmiş olduğum yöntemler kendi öğrendiklerimi, denediklerimi paylaşmak amacıyla yazılmıştır. Yapılan denemelerin sonuçları da yine burada paylaşılmaktadır. Tarif edilenlerin yanlış/eksik uygulanması, yazı dizilerinin tamamının okunmaması, vb herhangi bir nedenden dolayı istenmeyen sonuçlar elde edilmesi, beklenen sonucun elde edilememesi ve/veya karşılaşılabilecek herhangi bir zarardan dolayı sorumlu tutulamayacağımı bilgilerinize sunarım.
Kaynak belirterek ya da belirtmeden kullandığım yazılarımdan dolayı herhangi bir rahatsızlık duyan, haksızlığa uğradığını düşünen beni haberdar ettiği zaman ilgili yazıyı yeniden gözden geçireceğimi, şikayetinde haklıysa yazıda gerekli düzeltmeyi ivedilikle yapacağımı taahhüt ederim.
-=(RaideR)=-