Üff be ne başlık oldu ama! Evet Kore'den dönerken, yanımda marketten aldığım 4 adet mora çalan pembe renkli patates getirmiştim. Bunlardan birini kızartıp tadına bakmıştık ailecek. Gerçekten de tatlıydı, sanki pişirme yağına şeker katılmış gibi.
Diğer iki tanesini ise Mayıslar'daki zeytin bahçeme, yerli patateslerin yanına gömmüştüm ki hikâyesi işte burada. Fotoğrafı aşağıda.
Kalan sonuncusunu da ikiye bölerek KüçükBahçem'deki bir patates sandığına gömmüştüm. Bunun da hikâyesi tam burada. Fotoğrafı aşağıda.
Aynı anda toprağa ektiğim yerli patateslerin epeyce yapraklanmasına rağmen bu Kore'lilerde bir hareket olmadı epey bir zaman. Ben bunu sıla hasretine bağlamıştım. Neyse ki uzunca bir süre sonra ilk filizlerini toprağın üstüne, gün yüzüne çıkarttılar. Sonrasında da hızlıca boy attılar. Hatta sulama yapamadığım için diğer patateslerin yaprakları kuruyup dökülürken bizim tatlı Kore'liler gayet sağlıklıydı. Anlaşılan sıcağı seviyorlar ve susuzluğa karşı dayanıklılar. Ayrık otlarına bile karşı koyabilmişler.
Sanırım tohum olarak gömdüğüm anaç patates irileşmiş. Fakat toprağın sert/sıkı olması nedeniyle diğer kök uzantılarında yumru gelişimi olmamış.
9/14/2011 12:14:00 ÖÖ
babamonk
