Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
pembe domates etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
pembe domates etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Marketten alınan domatesler neden lezzetsiz?

Domateslerin tadı kaçtı mı?



Bu tür araştırmalar bizden çıkacak değil ya, Florida Üniversitesi Bahçe Bilimleri Bölümü'nde Profesör olan  Harry J. KLEE'nin Current Biology dergisinde yayımlanan bir araştırmasına göre domatesin lezzetinin oluşmasında bitkiye kokusunu veren bileşenler büyük rol oynuyor. Prof. Klee, domatese kokusunu veren 20'si baskın olan 400'den fazla bileşen olduğunu keşfetmiş. Bu sonuca varmak için yaptığı genetik ve moleküler çalışmaların yanı sıra 150 civarında farklı domates cinsini 170 gönüllü ile birlikte test etmiş. Prof. Klee'nin ifadesine göre; domates tüketiminin artması ile birlikte çiftçilerin domatesin lezzetini değil tarladan almaya çalıştıkları domates miktarını önemsiyorlar. Bu da değişen yetiştirme teknikleri, ve gübreleme yöntemleri sebebiyle domatesin lezzetinin bozulmasına neden oluyor. Yetiştirici ile son kullanıcı arasında doğrudan bir ilişkinin olmaması da bu işi kolaylaştırıyor. Çünkü yetiştiren için domates, sandığa yerleştirilen para getiren kırmızı bir şey.

Klee kendisine şunu soruyor "-Acaba bizler gerçek domatesin tadının ne olduğunu bilmeyen bir nesil mi yetiştiriyoruz?" yine kendisi kısa ve net olarak cevaplıyor:"-EVET!"

Klee ve ekibi domateslerin kimyasal analizini yapmak için üç yıl çalışmışlar. Üniversitede kurulan bir serada birbiri ardına yetiştirilen 150'den fazla domates tek tek incelenerek mükemmel domatesin nasıl olacağı genetik çalışmalarla irdelenmiş.


http://www.wired.com/wiredscience/2012/05/tomato-chemistry/ adresinden

Prof. Klee, bizim PDA'ya (Pembe Domates Ağı) benzer bir şekilde, seçmiş olduğu kaliteli tohumları ücretsiz olarak paylaşmakta ve yaygınlaşması için uğraşmaktaymış.


Kaynaklar:
http://hos.ufl.edu/kleeweb/
http://www.npr.org/2012/05/25/153709184/whats-the-secret-to-great-tomato-flavor
http://www.wired.com/wiredscience/2012/05/tomato-chemistry/

.


KüçükBahçem'in seyir defteri; Ağustos'14

Kapımın önündeki minicik ama benim gözümdeki koskocaman KüçükBahçem'e 2014 sezonu fidelerini 1 Haziran'da toprağa vermiştik hatırlarsanız -> buraya tıklayın<- hatırlayın o halde.

O zamandan bu zamana bir hayli vakit geçti ve ben hiç bir gelişmeyi bloga aktar(a)madım. "Who Cares" diyebilirsiniz ama ola ki birinin umurundaysa diye benim umurumda olduğundan, KüçükBahçem'in son durumundan biraz bahsedeyim "care" edenlere.

Her gün biber topluyorum, ve hatta domates bile toplamaya başladım bu ara. Biliyorum biraz geç kaldım ama maalesef bu sene Eskişehir'in havası da bir acaip. O yüzden geç dikmiştim fideleri, dolayısıyla ürün de gecikti, ama dert değil zaten şu anda domatesin en pahalı olduğu dönem. O yüzden kendi bahçemdeki domatesleri şu anda yemek daha hesaplı geliyor bana.

Patlıcan da var yine ve her sene olduğu gibi  çok lezzetli. Bahçedeki domatesler karışık bu sene. Çeri de var, pembe de, oturak da. Biberler de çeşitli; kapya, kıl, saksı, süs, çarliston... Hepsinden birer ikişer kök, çok fazla değil. Ha 1 sandık da patates var, unutuyordum az daha...

Bu sene ilaveten İstiridye Mantarı (evet mantar), balkabağı ve limon var KüçükBahçem'in bu sene vizyona giren bölümünde. Onlardan ayrıca bahsedeceğim. Ama biz öncesine gidelim yani flashback yapalım biraz.

-=(0)=-

Öncelikle tohumlar fideye, fideler fidana/bitkiye dönüştü bahçemde.

Domatesler yeşerdi ve olgunlaşmaya başladı.

Biberler de iyi görünüyor


Büyüyen domatesleri askıya almak gerekiyordu ve öyle yaptım.

(Ara not: Fotoğraftaki sinek tuzaklarını farkettiniz mi? Ev yapımıdır, nasıl yapıldığını öğrenmek istiyorsanız buradan buyurun. Bu tuzaklar iyi hoş da yağmur yağınca doluyor; üstüne ufak bir şemsiye lazım ;)  )


Yaptık ama bahçe yine çingen çadırına benzedi.


Evet sevgili fanlar ve canlar bu işlemlerden 20-30 gün sonra kızaran domateslerin tadına bakmaya, biberleri de ilave ederek gün aşırı melemen yemeye başladık. Kendin yetiştirip, dalından da kendin koparıp yiyince pek bi datlı oluyo dememişmiydik.

Biberin küçük olduğuna bakmayın yarısını bile yiyemedim acıdan dolayı


--(0)--

Bir ara hava yine acaipleşmişti. Dolu bile yağdı. Benim KüçükBahçem'e de zarar verdi, balkabağının yaprakları delik deşik oldu. Yaprak önemli değil de fotoğraftaki kabak da zedelendi ve sonra da çürüdü. Çöpe atmak zorunda kaldım. Allah çiftçimizi yangın, dolu, sel gibi felaketlerden korusun.

Balkabağı küçücük bahçede kendine yer bulamayınca çitin üzerinden yola taştı.

Yakın çekim...
Hasar yakından daha belli oluyor değil mi?


Şimdilik haberler böyle.  Esen kalın, enseniz neden kalın?

Ö.Y. 2 Eylül 2014 @ Eskişehir








Domates, Biber, Patlıcan... 2013

Bu sene de boş durmadık. Yine bir şeyler diktik KüçükBahçem'e.

Yine topluyoruz akşamları KüçükBahçem'den domatesi, biberi, patlıcanı...

Pembe domatesler


Domates, biber ve patlıcan üçlüsü


@Eskişehir, Ağustos 2013


Küçükbahçem'den 2013'de ilk ürünler

Küçükbahçe'mde 2013 sezonunu 15 Mayıs'da açmıştık. Geçen süre zarfında diktiğim fideler biraz büyüdü, şöyle ki:

Bahçenin genel durumu
Yine bağladım fuarlardan aldığım rengarenk yaka kartı fularlarını ve bahçem yine çingene çadırına döndü.
Fotoğrafın sol üst köşesinde görünen şişe sinek yakalamak için bir tuzak. Yapımını şurada anlattım. TIKLAYINIZ


İlk biberler
 Yukarıdaki fotoğraftakiler biberlerim aşağıdakiler pembe domateslerin ilk ürünleri. Ben daha fazla pembe domates diktiğimi sanıyordum ama sanırım yine bir karışıklık oldu, çünkü sandığımdan daha fazla çeri domatesi varken daha az pembe domates görünüyor bahçede. Aynı durum Jalepeno biberlerim için de geçerli. Halbuki ben bu sene bol acılı jalepeno yetiştirip bol bol turşusunu yapacaktım.
İlk domatesler

Geride bıraktığımız 3 yılda, kopardığım her bir biberi, domatesi, salatalığı, patlıcanı türüne göre ayrı ayrı tartmıştım istatistik çıkartmak için. Bu sene tartmayacağım, tartınca bereketi kaçıyor :) Koparıp koparıp yiyeceğim.

12.07.13 @ Eskişehir
Esen kalın..


KüçükBahçem'de 2013 sezonu açılışı


KüçükBahçem'e ilk fidelerimi 2010 yılı Haziran ayında dikmiştim.

Daha sonraki yıllarda da çoğunlukla kendim tohumdan yetiştirerek elde ettiğim fideleri diktim. Bu sene ise tohumla uğraşmadım. Çünkü Eskişehir'de tohumlardan fide elde etmek mevsim şartları nedeniyle kolay değil. Bir de buna göre bir düzenek, sera yapmak lazım. Onun yerine bu sene elimdeki tohumları Mayıslar'daki akrabalarımıza verdim. Onların yetiştirdiği fideleri aldım. Sakarya Vadisi'ndeki Mayıslar Köyü, mikro klima etkisi nedeniyle Eskişehir'e göre daha ılıman bir iklime sahip. Ayrıca oradakilerin işi zaten sebzecilik olduğu için işi bilen insanlar. Bu sene bu nedenle kendim uğraşmadım, hazır yetişmiş fideleri getirip diktim KüçükBahçem'e...

Önce bahçeyi çapaladım. Ardından da damlama sulama tesisatını yeniden yerleştirdim hepi topu 9 metrekarelik KüçükBahçem'e. Bu zor işte bizim ufaklıklar yardımcı olmasalardı n'apardım bilmem...


Standart olarak domates-biber-patlıcan üçlüsünden ortaya karışık bir düzenleme yaptım. Domateslerden oturak domates ve pembe domates ağırlıkta. Bir iki tane de çeri (sosyete, minik) domates var arada. Biberlerden ise çarliston (çarli de diyorlar), acı süs, kamber ve benim en çok sevdiğim jalepeno biberlerim var. Patlıcan ise tombullardan ve normal patlıcanlardan.

Bu sene hazır büyümüş fide dikmek suretiyle sezona 20-30 gün önceden girmiş oluyorum. Kendim tohumdan yetiştirmiş olsaydım bir ay kadar daha beklemem gerekecekti. Zaten Eskişehir'de yaz sezonu kısa sürüyor, hiç gereği yok vakit kaybetmenin. İnşallah hava sıcaklıkları aniden düşüş göstermez, hele hele Allah doludan korusun tüm çiftçileri...

Aşırı yağmurlar, ani soğuklar ve en kötüsü dolu yağışının bahçelere zararı olur ama hafif bir yağmur da fena olmaz hani. Hele bir de fideleri diktikten hemen sonra yağmışsa. Benim de KüçükBahçem'e can suyu oldu yağan yağmur.


Bakalım bu seneki hasılat ne kadar olacak KüçükBahçem'de? Gelişmeler yine burada...

...ilave 17 Mayıs 2013.....

Bu da damlama sisteminin çalıştığı bir andan enstantane...



ÖY 15.5.13 @ Eskişehir
güncelleme 20.5.13

Domatesin lezzeti geri mi geliyor?

Domatesin lezzeti geri mi geliyor? (Sakın ha GDO'lu olmasın ama!)

Marketlerdekini bilmem, KüçükBahçem'in pembe doamtesleri hem lezzetli hem nefis kokulu

Marketten aldığımız domateslerin neden eskisi kadar lezzetli olmadığını sormuş ve bunu "Marketten alınan domatesler neden lezzetsiz?" başlıklı yazımda bahsedilen; Florida Üniversitesi Bahçe Bilimleri Bölümü'nden Prof. Harry J. KLEE'nin Current Biology dergisinde yayımlanan bir araştırmasından bahsederek açıklamaya çalışmıştık.

Benzer yazıları incelerken Süleyman Demirel Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hakan Aktaş'ın bir çalışmasına rastladım. (Bu vesile ile bir önceki yazımda giriş cümlesi olan "Bu tür araştırmalar bizden çıkacak değil ya" lafımı da geri alıyorum, araştırmacılardan özür dileyerek)

Öncelikle böylesi bilimsel çalışmaların ülkemizde de yapılıyor olmasından dolayı duyduğum memnuniyeti belirtmem lazım. Çalışmanın başında bulunan Doç.Dr. Aktaş,
"Domates genlerinin daha aktif hale getirilmesi ve daha fazla klorofil sentezlemesi sağlanarak fotosentez kapasitesi artırıldı"
demiş. Açıkçası normal vatandaşa, sıradan bir yetiştiriciye bu akademik cümle pek bir şey anlatmasa da özetle domates bitkisinin daha fazla şeker, likopen ve diğer aroma maddeleri sentezleyebilmesi sağlanmış. Bu da demek oluyor ki domatesin lezzeti arttırılmış.


Domatesin lezzetinin arttırılmasını amaçlayan bu çalışma Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) ve Amerika Birleşik Devletleri Kaliforniya Üniversitesi tarafından yürütülmüş.  Doç. Dr. Hakan Aktaş'ın açıklamasına göre; domatesin değişik renklerinden kaynaklanan özelliklerin tadına yansıdığının tespit edilmesi ile birlikte bu konuda yaklaşık 10 yıldır yaptıkları çalışmalar neticesinde domateslerin daha fazla klorofil sentezlemesi sağlanmış. Bu da lezzetine yansımış.

...
Yazarken fark ettim umarım bunu yaparken genleriyle oynamamışlardır domatesin. Şahsen ben GDO (Genetiği Değiştirilmiş Organizma) domates yemek yerine daha tatsız olmasını yeğlerim...

KüçükBahçem'den pembe domatesler

Neyse araştırmaya ve yazmaya devam edelim. Ne diyorduk; domatesin lezzeti diyorduk, genler diyorduk. Uzatmadan lafı tekrar Sn. Aktaş'a bırakalım:

"Domates, ham oluşum döneminde açık yeşil renkte. Yerli bir domatese baktığınızda bir kısmı koyu bir kısmı açık yeşil renkli. Ticari olarak yetiştirilen domateslerde klorofil oranı düşüktür. Ama yerli domateste daha farklı tad alırız. Bunun nedeni şeker miktarının, likopen oranının daha yüksek olmasıdır." 
Sn. Aktaş çalışmasında domatese rengini ve tadını veren kırmızılığın domatesin her yerine  yayılması için çalışmışlar.
"Böylece domatesin her tarafı koyu renkli oldu ve açık yeşil domatese göre daha lezzetli domates elde edildi. Bu araştırma bize ilerleyen dönemlerde yapılacak ıslah çalışmalarında genetiği iyileştirerek ve domates içindeki bir geni meyvelerde sentezleyerek daha koyu yeşil renk almasını sağlayabilecek. Bu ürün genetiği değiştirilmiş (GDO) bir ürün değil, genetiği iyileştirilmiş bir üründür. Domatesi yediğimiz zaman yerli domatesten bile daha lezzetli, aroması daha yüksek olacak."


Hımm, benim bu sözlerden anladığım yapılan çalışmanın genlere müdahale olmadığı, sadece bir ıslah çalışması olduğu. Umarım ve dilerim ki böyledir ve böyle kalır. Bu çalışmayı gerçekleştiren ekibi Sn. Aktaş'ın nezdinde tebrik eder, naçizane şükranlarımı sunarım. İnşallah yakın zamanda bu akademik çalışma sahaya da iner ve oradan da  lezzetli domatesler olarak marketteki, pazardaki yerini alır.



Kaynaklar:
http://www.aa.com.tr/tr/bilim-teknoloji/69777--domatesin-lezzeti-geri-geliyor
http://saglik.bugun.com.tr/domatesin-lezzeti-geri-geliyor-200779-haberi.aspx
http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2012/06/120601_genom_tomatoes.shtml


Ö.Y. @Eskişehir  / 15 Kasım 2012

Son pembeler...


Son pembeler, 2012...

Pek değerli blog okurlarım, yine bir yaz mevsiminin son dönemlerini yaşadığımız bu günlerde yeni bir yazıyla karşınızdayız. (TRT spikerlerininki gibi oldu bu giriş) Neyse geçelim bu gayri samimi kitap cümlelerini de direkt konuya girelim.

Aşağıdaki fotoğrafta görmüş olduğunuz domatesler çok büyük ihtimalle bu sezon KüçükBahçem'in vereceği son pembeler. Toplamda  7  kg. kadar pembe domates topladım bu küçücük bahçeden, çok değil ama olsun. Maksat pazara çıkarmak değil zaten, olan bana yetiyor.


Bu gördükleriniz de dalındaki patlıcanlar, maşallah toprağa diktiğimde 5-10 cm'ydi şimdi benim boyum kadar oldu, neredeyse 1.80 kadar.


2-3 günde bir bu kadar çeri domates, biber ve patlıcan alıyorum bahçemden, öğünlük salatam çıkıyor.
Vazodakiler de KüçükBahçem'den


Bu sene sandıktan fazla bir patates çıkaramadık ama KüçükBahçem'in bir kenarına 3-4 tane yarım patatesten toplam 6 kg kadar patates oldu.


Yakında söküme de geçeriz yavaş yavaş. Eskişehir'de sonbahar diye bir şey de kalmadığından artık geceleri soğuk olmaya başladı. Sadece gece değil güneş ışığının düşmediği yerler gündüz vakti bile olsa soğuk. Gölgeye girince üşüyor gölgeden çıkınca yanıyoruz. Durum budur...

Esen kalın.

KüçükBahçem Tam Gaz...




Çok değil daha 7 gün önce ilk pembemizin tadına bakmıştık bir iftar vakti. O zaman da demiştim "4-5 güne kadar kalanları da olgunlaşır" diye. Nitekim öyle de oldu. KüçükBahçem'in dün akşamki (13 Ağustos 2012 P.tesi) hasılatını aşağıdaki fotoğrafta görebilirsiniz.






En çok pembe domates, bir kaç tane oturak domates, patlıcan, salatalık (hıyar), jalepeno ve kıl biberler... İftar yemeğindeki salataya katmak için bir tutam fesleğen, reyhan ve maydanozu da unutmayalım.
Pembe domatesler o kadar da güzel kokuyor ve lezzetli ki...
Zaten hemen bir sinek üzerine konmuş bile.
 
(Sineği  bu yazıyı okumadan önce fark etmiş olana 5 kg pembe domates benden)
Sadece pembe domatesler 4 kg'dan fazla tuttu.
Tek bir dalda 4 domates, 1024 gram. 

Şimdilik KüçükBahçem'den ve benden bu kadar. Esen kalın.
ÖY - 14 Ağustos 2012 / Eskişehir

2012 Sezonunda KüçükBahçem'in ilk Pembe Domatesi

KüçükBahçem için beklenen an geldi! 2012 sezonunun ilk pembe domatesi nihayet soframızda. Bu sene geçen seneye göre 1 ay kadar daha önce aldım ilk ürünümü. Geçen sene açılışı şöyle yapmışım meğerse: "veee huzurlarınızda KüçükBahçem'in pembe güzelleri" 12 Eylül 2011'de.

Öndeki pembeler tam olarak olgunlaşmadı henüz; çok değil 3-5 güne kadar onlar da olacaktır. Fakat arkadakilerden biri koparılmaya hazır aşağıda daha yakından gördüğünüz gibi.

Nitekim koparttık ve tartımıza koyduk; tam 219 gram geldi tek başına. Kokusu nefis. Tadı mı? Hemen bakamadık, iftarı bekledik.



Pembemizin lezzet testini bizleri iftara davet eden kıymetli dostlarımızla birlikte yaptık. Hep birlikte test ettik ve onayladık ki pembe domatesimizin tadı kokusundan da güzelmiş.

KüçükBahçem'in 2012 sezonunun ilk pembesi gayet nefisti de, esasında tadına tat katan şey iftar sofrasında dostlarla beraber olmaktı. Eksik olmasınlar.




6 Ağustos 2012 itibari ile KüçükBahçem'den aldığımız mahsüller bir arada. Pazar yeri gibi olmuş masanın üstü. Neler mi topladık KüçükBahçem'den: 1 kg'dan biraz fazlaca patlıcan, bir tutam maydanoz, 8-10 kadar jalepeno biberi, 2 adet kıl biber, pembe ve oturak domatesler; ha bir de salkım salkım çeriler. Salatalıkları da unutmamak lazım...

Masanın süsleri ise yine bu senenin ilk süs kabakları ile bir demet gül...


KüçükBahçem'den pembe domates toplamaya devam edeceğiz, inşallah. Sağlıcakla kalın.

ÖY - 07 Ağustos 2012 / Eskişehir

<---------------**** sadece 2 gün sonra.... ****--------------->
Yukarıdaki yazımdan sadece 2 gün sonra olgunlaşan iki pembe domatesi daha kopardım dalından. İkisi 567 gram geldi. İki ailenin iftar sofrasında yer buldular kendierine.



ÖY - 09 Ağustos 2012 / Eskişehir
<---------------**** o0o ****--------------->

Bu yazının ve domateslerin devamı tam da şurada :
KüçükBahçem Tam Gaz...  --> Adresi
http://www.kucukbahcem.net/2012/08/kucukbahcem-tam-gaz.html#axzz23WD3391k



Salça Zamanı...


Biz KüçükBahçem'izdeki domateslerin kızarmasını beklerken, Küçük Antalya da denilen Sakarı vadisindeki köyüm Mayıslar'da domatesler toplandı pazara gönderildi, hatta salça yapımına başlandı bile.

Geleneksel olarak büyük kazanlar içerisinde odun ateşinde fokurdayarak kaynamakta olan domateslerin nefis kokusu taa uzaklardan kendisine çekiyor insanı...



İşin bir diğer güzel tarafı, fotoğrafta kazanı kaynayan akrabam bu domatesleri kendisi yetiştirmedi. Kendisinin domates yetiştirmediğini bilen konu komşu, gelip geçerken birer poşet kapısının önüne bırakıyorlar. Kimin bıraktığı da çoğu zaman bilinmiyor.

Yaa işte böyle bir güzelliği hala yaşatan yerler de var. Daha önce de yazmıştım zaten:
"Beni gören eş dost eksik olmasınlar, "-Amman benim tarlama git, ne istiyorsan topla. Domates, biber, patlıcan, kavun, vs. ne istersen istediğin kadar al" diye ısrar ediyorlar. Öyle ısrarcılar ve öyle zengin gönüllüler ki biraz pazarlık yapsam üste para bile alırım herhalde."

Esen kalın.
06.08.2012 / Eskişehir

KüçükBahçem'den Taze Haberler

KüçükBahçem'den Taze Haberler

Evimin önündeki hepi topu 9-10 metrekarelik küçücük bahçemden güzel haberler var. Evdeki tadilattan sonra tarumar olan KüçükBahçem'i "KüçükBahçem'in sonu (mu acaba?)"  başlıklı yazımda bahsettiğim gibi, elden geçirerek yeniden canlandırmıştım. Hatta hızımı alamayıp bir de damlama su tesisatı döşemiştim...

Bir ay kadar önce dikmiş olduğum fideler büyüdüler, çiçeğe durdular. Domatesleri iplerle askıya bile aldım. Bahçe biraz çingen çadırına benzedi ama n'apalım artık.


Pembe domates fidelerinde küçük küçük de olsa domatesler belirmeye başladı. Henüz çok küçük ve yeşiller ama siz onları birde 30-40 gün sonra görün...


Henüz tam olarak büyümemiş biber, bu da yakında ne canlar yakacak...



Aralarında en hızlı davrananlar salatalıklar. Aşağıdaki fotoğrafta gördüğünüz bu iki salatalığı dalından kopardık, kapının önünde oynamakta olan çocuklarla birlikte birer lokma da olsa tadına baktık. Taptaze olduğu için tadı ve kokusu dahi nefisti. İkisi 211 gram tuttu ama paylaşınca bereketi mi artıyordur nedir en az 5-6 kişi tadına baktı...



Bahçede her daim nane var zaten. Bir kenarda da marul, maydanoz ve roka da yetiştiriyorum. Her gün salataya katacak kadar topluyorum.

...

KüçükBahçem canlanmaya başladı, yavaş yavaş ürünler geliyor. Geldikçe hem burada sanal olarak hem de eş dostla gerçekten paylaşacağım.

Esen kalın.


.

Bir Pembe Domates Tohumu Paylaşımı Hikayesi



Bahar gelip de havalar ve toprak ısınmaya başladığında, benim gibi bahçecilik takıntısı olanların da içinde bir kıpırtı başlar. Aslında o kıpırtı sürekli vardır bizim gibilerinde; bahar gelince artık içine sığmamaya başlar. Doğanın canlandığı gibi insanın da içinde bir şeyler uyanma eğilimindedir. (Mart-kedi-dam üçlemesi konumuz dışındadır, lütfen!)

Bu zamanlarda bizim Pembe Domates Ağı'mızda da bir hareketlilik başlar. Tecrübeliler geçilen sezondaki tecrübelerini paylaşırlarken, diğer bir deyişle tabirimi hoş görün "havasını atıp keyfini sürerlerken" aramıza yeni katılanlar da tohum talebinde bulunurlar...

Geçtiğimiz 2011 yılında, kendi çapımda elimdeki pembe domates tohumlarını paylaşıma açmıştım. Bu tür şeyleri paylaşmak isteyince facebook'daki kadar kolay olmuyor maalesef. Öncelikle tohum zarflarını hazırladık. İçlerine elimdeki tohum stoğu dahilinde 6-7şer adet pembe domates tohumu koyduk, hediyesi olarak da başka bir zarfa bir kaç tane biber tohumu...

Sonra oğlum OğulMonk'la birlikte zarfları kapattık birer birer.

İşyerindeki arkadaşlarımdan da kargo paketi yapma konusunda destek aldım, eksik olmasınlar. Sonra da talep sahiplerine kargoladık tohumları.

Gel zaman git zaman, biz kendi KüçükBahçem'izde kendi domateslerimizle meşgulken, gönderdiğimiz tohumlar da bir yerlerde yetiştirilmişler. Bakınız fotoğraflarını bizimle paylaşan PDA üyelerinin gönderdiklerinden bazıları aşağıda. İnşallah diğer tohumlar da tutmuştur ve domates vermişlerdir.

Şu gelen e-posta ne kadar da güzel, her şeye değer; eksik olmasınlar. İnsan bu vesile ile paylaşmanın tadını alıyor. Bazı şeyler gerçekten de paylaşıldıkça kıymetleniyor.


Umarım bu sene de pembe domateslerimizden elde ettiğimiz tohumlar eş-dostla, hatta uzaktaki meraklıları ile paylaşılır. Pembe Domates Ağı'nı kurmak suretiyle yüzlerce kişiyi buluşturan, güzel paylaşımlara ve GDO'suz pembe domatesin yaygınlaşmasına vesile olanlara da selam ve hürmetlerimle...



.

KüçükBahçem'de 2011'in Son Pembeleri

Bu sene yaz geç geldi, erken gitti. Artık Eskişehir'de havalar iyice serinledi, güneş de yüzünü az göstermeye başladı. Dolayısı ile artık domates bitkileri çiçeklenmediği gibi yeşil domatesler dahi kızaramaz oldu.

KüçükBahçem'den en son topladığım pembeler 1kg'dan fazla gelmişti...




Bu pembeleri topladıktan sonra da dallardaki yeşiller bir türlü pembeleşemedi.
Geri plandaki pepinolara da dikkatinizi çekerim




Salkım çerilerim de alacalı kaldı...

Zaten bu sene pembe domates diye diktiklerimin çoğu bir karışıklık nedeniyle salkım çeri çıkmıştı. Bu yüzden de pembe domates üretimim çok az oldu.

Yine de tohumlarından aldım bir sonraki sene için. Yine geçsin sonbahar-kış, gelsin ilkbahar-yaz; yine tohumları çimlendireceğim, yine dikeceğim fideleri KüçükBahçem'e sonra da toplayacağım pembelerimi inşallah.

KüçükBahçem'de, domateslerimin gölgesinde de kalsa geri planda  yetişen patlıcanlarım, altın kirazlarım hatta pepinolarım bile var bir kaç tane de olsa.

Olgunlaşan altın çileklerimin tadı son derece güzel. Marketten aldıklarımdan eksiği yok fazlası var.

Soldaki patlıcan sağdaki ise pepino. Şekli ve desenleri  ne kadar da birbirine benziyor. Acaba pepino mu patlıcana baka baka olgunlaşıyor yoksa patlıcan mı peppinoyu örnek alıyor. Aslında alışık olduğumuz üzere patlıcanın morumsu siyah olması gerektiğine göre belki KüçükBahçem'deki bu patlıcanlar pepinoya benzemeye çalışmışlar diye zannediyorum.

Henüz pepinoları toplamadım ama patlıcanın 3 tanesi 1.3 kg geldi.

Şimdilik KüçükBahçem'den haberler bu kadar, sağlıcakla kalın. Her şey gönlünüzce olsun.
.




Sayfamdaki yazılar kaynak gösterilerek ve bu sayfanın adresi verilerek kullanılabilir.

Sayfamda bazı yazılarımda bahsetmiş olduğum yöntemler kendi öğrendiklerimi, denediklerimi paylaşmak amacıyla yazılmıştır. Yapılan denemelerin sonuçları da yine burada paylaşılmaktadır. Tarif edilenlerin yanlış/eksik uygulanması, yazı dizilerinin tamamının okunmaması, vb herhangi bir nedenden dolayı istenmeyen sonuçlar elde edilmesi, beklenen sonucun elde edilememesi ve/veya karşılaşılabilecek herhangi bir zarardan dolayı sorumlu tutulamayacağımı bilgilerinize sunarım.

Kaynak belirterek ya da belirtmeden kullandığım yazılarımdan dolayı herhangi bir rahatsızlık duyan, haksızlığa uğradığını düşünen beni haberdar ettiği zaman ilgili yazıyı yeniden gözden geçireceğimi, şikayetinde haklıysa yazıda gerekli düzeltmeyi ivedilikle yapacağımı taahhüt ederim.
-=(RaideR)=-

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | ReviewSilo - Reviews for e-Shopping